şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2018 Perşembe

NORMAL YAŞAMDA HAVALI OLABİLİRSİNİZ, AMA AKCİĞERLERDE ASLA!!!!!

havalı ciğerlerimiz olmasın....
Günlük hayatımız devam ederken, birden vücudumuzda gelişen bazı ağrılar, sizi yaptığınız işlerden alıkoyar.

Bu ağrı, sizin üzerinizde ise ağrıyı bir kere hissedersiniz belki... Ama ağrı evladınız da ise onun hissettiği ağrıyı bir anne olarak çok derinden hissedersiniz. Evladınızda olmasın da sizde olmasını istersiniz.

Bir şiir vardı yıllar önce. Aklımızda olmayan bir sağlık problemi yaşarken söylenen. Şiir pankreas içindi.. 

Oğlum için konulan Akciğer sönmesi (Pnömotoraks) teşhisinde nedense bu şiir aklıma geldi. Daha önce hiç duymadığımız bir hastalıktı.


Şiir şöyleydi, devamı da çok güzeldir de ben sadece beni etkileyen dörtlüğü paylaşacağım.

Varlığının farkında bile değildim
Pankreas, düne kadar senin
Gövdemin neresinde bulunduğundan
Görevin nedir, ve parçasısın hangi sistemin
Hatta habersizdim, bedenimde taşıdığımdan.


İşte bu şiiri farkında olmadan bende aşağıdaki gibi uyarladım ve farkında olmadan da bloğumda yazıya döküverdim.



Varlığının farkında bile değildik.

Akciğer üzerindeki yapışık zarla,
Göğüs duvarındaki zarın  arasına hava dolunca... 
Akciğerin  balon gibi pıııss diye söneceğine 
Hatta habersizdik, 
bedenin buna şiddetli ağrı ile tepki göstereceğine
Pnömatoraks ile işte o vakit tanışacağımıza... 

Okutmuşlardı okulda sineğin sindirim sistemini
Balığın solungacını, solunumunu
Ama hiç düşünmemiştim bir akciğerin de balon gibi söneceğini 
Nerden bilirdim ki oğlumun ciğeri sönerken,
Asıl benim yüreğimin yok olacağını.

Meğer hava atmak fikri güzelken dışarıdan.
İçerdeki havanın olmadık yerde fark edilmesinin 
Oğlumda derin ağrılar yaratacağını,

Ve günlük hayatında yokuşları aşıp, düze çıktığı bir yerde
Hain bir pusu kurduğunu…
Üstelik sigara içmez, sağlıklı beslenen bir gençlerde de  
Bu durumun Spontan olacağını.... 

Şimdi belki diyebilirsiniz, oğlu hastayken şiirle olur mu bu iş diye.. Yok yok atlattık... Çok şükür ameliyatımız başarılı geçti. Bilmeyenleri bilgilendirmeyi de yine bir esprili dille dile getirmek istedim. Allah bir daha göstermesin diyerek.


Bu konuda, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine teşekkürlerimi bir borç bilirim. Opr. Dr. Mehmet Kılıç'ın güzel tespiti ile ameliyatımızı başarılı bir şekilde atlattık.
Peki tedavide nasıl bir yol izleniyormuş derseniz. Merak edenlere anlatayım hemencecik şuracıkta.. Bu hastalığın tedavisinde 4 ilke varmış. Mış diyorum, uzmanlar öyle söylüyor çünkü...

Akciğerin genişlemesinin sağlanması, şikayetlerin ortadan kaldırılması, komplikasyonların önlenmesi ve nükslerin önlenmesi şeklinde imiş.

Bunlardan ilki; oksijen desteği olup hava miktarı az olan kişilere uygulanıp hasta gözlemleniyormuş. Bunu ilk seferde yaşadık.. Bir daha olmaz diye ümit ederek eve dönmüştük. Ama kısa bir süre sonra tekrar nüksetti.


Bu sefer yaşayacağınız iğne aspirasyonu imiş. Pnömotoraks alanı yüzde 15'ten büyükse hava kesilene kadar iğne ile boşaltılıyormuş.


Eğer, akciğerden kaçan hava fazla miktarda ise; dren takılarak havanın boşaltılması sağlanıyormuş. Orta ve büyük derecede Pnömotorakslara karşı akciğer ve kalbe baskı yapacak durumda olanlarda Tüp Torakostomi denilen yöntem uygulanıyormuş ki benim oğluma da ikinci seferde de bu uygulandı. Tekrar bir daha olmamasını ümit ederek eve döndük ama 2 ay geçmeden bir daha olunca artık bizim için ameliyat kaçınılmaz oldu.


Tecrübeyle sabit hemen akciğer konusunda ihtisas hastanesi olan Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine başvurduk ve genişlemeyen akciğer dokusu varlığında, her iki akciğerde de sönmenin olduğu durumlarda, göğüs kafesi içinde kan birikmesi durumunda, takılmış olan göğüs dreninden devam eden hava kaçağının fazla olması durumunda uygulanan cerrahi yöntemin uygulanacağı söylenince, biraz korku yaşasak da acilen kabul ettik. Ameliyat lafının korkusuyla ürkmedik değil ama çok şükür başarılı bir ameliyat gerçekleşti. Bu ameliyatı ayrıca sosyal endikasyonları olan pilot, dalgıç, gemici gibi basınç değişikliğine maruz meslek grupları ile sağlık merkezine uzakta oturan hastalarda zaten beklemeden önerilmekteymiş. Doç. Dr. Güven Olgaç ve ekibini bu konudaki uzmanlıklarından dolayı tebrik ediyorum.

https://www.doktorsitesi.com/doktor-guven-olgac/gogus-cerrahisi/istanbul

Bir daha olmamasını umut ederek, sırtında kolunda ve göğüs üzerinde rahatsızlığı olanların eğer kalplerinde bir şey bulunmazsa, bir de akciğer filmi çektirmelerini öneriyorum haddim olmayarak. Çünkü bu rahatsız en çok kalp kriziyle karıştırılıyormuş.

Diyeceğim o ki, her hastalık kötü, ama en kötüsü evlatlarında bunu yaşamak ve kalbinin her an pır pır attığını hissetmektir. Allah evlatlarımızı sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.

18 Aralık 2014 Perşembe

YAVUZ SULTAN SELİM'İN MATRİX ŞİİRİ


MATRİX ŞİİR.

 Önceleri duymuş muydum? Hayır. 

Bir hocamızın bu şiiri paylaşmasıyla, bu şiirden haberim oldu.
Lise sıralarında edebiyat derslerinde işlediğimiz konuların, yıllar sonra daha duyarlı bir şekilde okumanın güzelliğiyle şiiri tekrar okudum.
Şiir yazmadaki ustalığını bildiğim Yavuz Sultan Selim'in, matrix şiirindeki ustalığı gerçekten de şiir dünyasına örnek olacak bir çalışma..


Sanma Canım Herkesi Sen Can-ı Dilden Yar Olur

Herkesi Sen Dost mu Sandın Belki Ol Ağyar Olur
Can-ı Dilden Belki Ol Alemde Bir Dildar Olur
Yar Olur Ağyar olur Dildar olur Serdar Olur

Yavuz Sultan Selim'in bu şiirinde aşağıda açıklandığı üzere; şiir soldan sağa okunduğu gibi sırasıyla birinci mısradan itibaren, bölünmüş kelimeleri alt alta getirdiğimizde yine anlam bütünlüğü bozulmadan şiir bütünlük içinde yukarıdan aşağı da sırasıyla aynen okunmuş olur.

Şiir sanatında bu ilk ve tek bir örnek olduğunu gördük.

Şimdi yukarıdan aşağıya okunur durumuna bakalım.

1.) Sanma şahım/ herkesi sen/ sadıkhane / yar olur

2.) Herkesi sen/ dostum sandın/ belki ol/ ağyar olur

3.) Sadıkhane/belki ol/ alemde/ dildar olur

4.) Yar olur/ ağyar olur/ dildar olur/ serdar olur

Yukarıdan aşağıya;

1.) Sanma şahım

herkesi sen

sadıkhane

yar olur

2.) Herkesi sen

dostum sandın

belki ol

ağyar olur

3.) Sadıkhane

belki ol

alemde

dildar olur

4.) Yar olur

ağyar olur

dildar olur

serdar olur

soldan sağa 1.mısra,yukarıdan aşağıya 1. sırayı

soldan sağa 2.mısra,yukarıdan aşağıya 2. sırayı

soldan sağa 3.mısra,yukarıdan aşağıya 3. sırayı

soldan sağa 4.mısra,yukarıdan aşağıya 4. sırayı

oluşturur ve şiir soldan sağa ve yukarıdan aşağıya sırasıyla anlam ve sıralama değişmeden okunur.

Yavuz Sultan Selim Han bu beyiti Şah İsmail'e yazmıştır.

Hikayesi şöyledir:

Yavuz şiire, edebiyata ve satranç oynamaya meraklı biridir. Aynı şekilde Şah İsmail'de de bu özellikler vardır. Sarayında ünlü şairleri barındırır ve çok iyi satranç oynar. Bunu bilen Yavuz Şahın şahın bu özelliğinden yararlanmak ister. Tebdili kıyafetle (gezgin bir abdal kılığında) şahın ülkesine gider. Hanlarda , Kervansaraylarda satranç oynayarak önüne geleni yener. Haber şaha ulaşır. Şah der ki çağırın birde benimle oynasın. Yavuz Şah'ı da yener. Şah sinirlenir ve Yavuz'a der ki: " sen edep nedir bilmez misin? Hiç şahlar mat edilir mi?" Elinin tersiyle Yavuza bir tokat atar. Şahın kızdığını anlayan Yavuz onu yücelten şiirler okumaya başlar. İşte şahın huzurundan ayrılırken de bu şiiri okur. Ancak Şah İsmail hala onun Yavuz Sultan Selim olduğunu anlamamıştır.


Yavuz yediği tokatın acısını unutmaz. Birkaç sene sonra Çaldıran'da Şah İsmail'i yener ve ona bir mektup gönderir. Mektupta o günkü tokadın acısını aldığını söyler veilave eder: " atacaksan tokadı
böyle atacaksın. "(alıntı)

Bu güzel bilgileri internette paylaşan tüm şiirseverlere teşekkür ediyorum. Ama öncelikle şiiri bir şekilde ortaya çıkmasına sebep olan Sayın Prof. Dr. İmer Okar hocama saygılarımı sunuyorum. Güzel bir bilgiyi paylaşıma açtığı için.