mail adresinizi yazarak bizi izleyebilirsiniz.

12 Ocak 2017 Perşembe

KIRILGANIM BEN

İnsanoğlu; 2016 yılının hem başında hem de sonunda aynı kolda kırık yaşar mı? 

Bu yıl ben yaşadım. Senenin başında kırdığım kolumu, sene sonunda da  sağ el radius kemiğimi kırarak taçlandırdım. Bol kırık vakaları yaşayan biri olarak "of anam of, asıl kırık buymuş " dedittirecek cinsten yaşadım. Ameliyatla 14 yerden vidalattırarak seneyi tamamladım. İç dünyamın dizi dizi kemikleri işte son tahlilde karşınızda... 



Her ne kadar RoboCopum ben artık. Heyt meyt çekilin.. zıtttt...mıtttt....diye hava atsam da bu el bilek kırığı da pek menem şeymiş. Yazmayı seviyorum yazamıyorum. Neden? Sağ elimin radiusu kırıkta ondan. Artık o kadar okudum ki, kemik kırığı demiyorum dikkat ederseniz, "hımmm sağ radius uç kırığı ameliyatım" diyorumm, tıp dilindeki latince adıyla....

Ameliyat oldum, takviye neyin yaptırdım, ama elimin eski haline gelmesi 1 yılı bulurmuş diyorlar... OLUR MU YAAA!!!  diye feryat ettiysem de yapılacak birşeyin olmadığını anlamış bulunuyorum.. Bu konuda Haydarpaşa Numune Hastahanesi Ortopedi doktorlarına teşekkür ederim. Hemen ameliyatıma karar veren poliklinikteki Asistan Dr. Bekir Karagöz'ün dikkati ve duyarlılığına, ameliyatıma başarıyla gerçekleştiren Operatör Dr. Özgür ERDOĞAN ve ekibine radiusumu tamir ettikleri için teşekkürü bir borç bilirim. BAKINIZ haydarpaşa numune hastahanesi ortopedi . Operatör Dr. Özgür ERDOĞAN ve Bekir Karagöz şu sıralar herkeslere önereceğim en iyi ortopedistler. Ciddiyeti, işini güzel yapması ve ekibiyle aranacak ilk ortopedistler listesinin başında geliyor.(Şaka bir yana, Allah başımızdan eksik etmesin doktorlarımızı, ama çok muhtaç da etmesin. )


Şimdilerde ben bu yazımı sol elle yazıp durupduruveriyorum. 10 parmak seri yazan ben şimdilerde 5 parmak seri yazma tekniklerini deniyorum. Sol kolumu kullanarak da beynimin diğer yarısını çalıştırıyorum diye sevindirik oluyorum. 


Nasıl da kırdın diye soracak olursanız, acaba kemiklerim mi kötü, yoksa sakar mıyım derken sene başındaki kırığımı düzelten Okmeydanı Acil Ortopedi bölümündeki bir asistan doktor can alıcı cümleyi söyledi. Bana acıdı da direkt yaşlandın biraz da sakarsın galibayı öyle dümdük söyleyemediğin den mi nedir "Hayır kırılacak şekilde düşmeyi beceriyorsun" deyiverdi. İçimi rahatlattı mı tabiiki de hayır.


El bilek kırıkları genellikle yaşlı, sporcu ve çocuklarda görülürmüş. Ben hangi kategoriye girerim bilemedim. Sakar kadrosundan girdiğim kesin. 

Bu tip kırıklarda; mukaddes varlıklar doktorlarımız öncelikle alçıya alıp kaynamayı bekliyor, ama benim gibi kaynamayanları da ameliyata alıyor. Sonra da duvara monte eder gibi her bir kemiği bir plakaya vidalıyor. Ameliyat olmadan olmaz diyorlardı da, küçüklüğümden beri de bu kırık çıkık işini bilfiil yaşamış biri olarak eskiden ameliyat mı vardı. Meşhur Kırıkçı Melek hanıma gidip yaptırıverirdik. Vida mı, platin mi  o da neydi,  sar lop eti kemiğin üstüne, iki tahta parçasıyla da sabitle, sar hoop eve. Bakınız Küçükyalı'da Meşhur Kırıkçı Melek hanım.

El, kol, kırık, çıkık yazılarını ameliyattan önce bir cerrah titizliğiyle araştıran ben, el cerrahisinin de apayrı bir dal olduğunu öğrenmiş oldum. El cerrahisinin önemi hakkında da bayağı bir bilgi sahibi oldum. Mesela doğum haricinde bayan cerrahın çok az olduğunu ve özellikle de el cerrahisi konusunda iki dalda ihtisas yapılması gerektiğini, ortopedi ve plastik cerrahi dalında ihtisas yapılmadan el cerrahı olunmayacağını hem cinsim bayan cerrahın röportajında buradan okudum. (buradan yazısını tıklarsanız sizde okuyabilirsiniz.)




Ah radius, canım radiusum söyle bana eski haline ne vakit dönersin deyip sarı kanteron yağlarıyla ovsam da, egzersizler yapsam da biraz beni yoracak gibi. 


Çünkü benim radius, mevcut 20 eklemi ve birbirinden bağımsız hareket edebilme kapasitesine sahip bölümleriyle vücudun en komplike eklemlerinden biriymiş. Eldeki o minnak minnak 8 kemiğe destek olması açısından önemliymiş. Osteoporozdan dolayı da en çok kadınlarda görülürmüş, benim gibi çıtkırıldım bayanlarda çıtırdanak kırarmış.

Hastanede yattığım sürece, öyle ilginç vakalar gördüm kiii.....

"kırıklarıma dertlenirdim, hastanedeki kırıkları görünce kendi kırıklarıma şükrettim" dedim.



Bacakları kesilenler, omiriliğinden ameliyat olan gencecik bir kızcağız. Motosiklet kazasında tüm kemikleri kırılıp da, 10 yıldır bu hastahanede gide gele hayata tutunan bir genç. Kendisine bakan yaşlı annesinin demesine göre, ilk ameliyatından bu yana nerdeyse 1 veya 2 doktor kalmış, herkes emekli olmuş. tam bir dram yani...

Kırık çıkıkta birde halk arasında uzmanlaşmış kişiler vardır ve onların şiddetli tavsiyeleri....Nedir bu yanlış bilinen tavsiyeler.. Birincisi ve en bilineni  paça çorbası içme olayı..

Kırık ya da çatlak yaşayan hastaya sürekli olarak kelle paça çorbası içmesi önerilir. Bu çorbanın kemiği tedavi ettiği düşünülür. Oysa kelle paça çorbası protein ve yağ içerirmiş ve üstelik oranları da yüksekmiş. Fazladan alınan protein ve yağ, hastanın şişmanlaması yanı sıra kemiklerin kaynaması için hiçbir fayda sağlamazmış. Oysa; çorba yerine sebze, meyve içeren sağlıklı bir beslenme kemiklerin daha hızlı kaynamasını sağlarmış. Kırık süresince içmek değil de belki kuvvetli kemikler için yaşamının içersinde çocukluğundan beri içersen kırılır mı bilemedim. Çok seviyorsanız bilfiil paçacı hikmet usta, mehmet usta ve bilumum ustalardan eve çorba getittirebilirsiniz.


Diğer bir konuda; halk doktorlarımızın çok iyi bildiği konuda kırığın çatlaktan çok daha iyi olduğu konusudur.  Oysa, çatlak ve kırık arasında pek fark yokmuş. Çatlak, küçük kemiklerde ayrışma olmazsa koyulan tanı imiş. Özetle, kemik bütünlüğü bozulması denilen durum hem çatlak hem de kırık için de aynıymış. Hemen hastaneye giderseniz, ikisinde dee alçılanıp paketlenip eve gönderilirsiniz.

Kırık oluşursa hasta yürümez ama çatlakta rahatlıkla yürünebilir derler.. Bu doğru değilmiş. Kemik bütünlüğü komple ayrılmış olan kişilerde basabilir, yürüyebilirmiş, bu durum hem çatlak hem de kırık için geçerli imiş.

Kırık oluştuktan sonra pek çok hastaya kırık iyileşinceye kadar balık yedirilmez derlermiş konu komşularımız.  Oysa, balık içinde ki fosfor kırıkların iyileşmeyi hızlandırırmış. Bu nedenle pek çok uzman balık yenilmesini tavsiye edermiş.

Kırıkların oluşması ile eski dönemlerden günümüze pek çok hasta hastane yerine kırık çıkıkçıya götürülürdü. Hatta kırığa yumurta sürmek, balık ve et sarmak kesinlikle en tehlikeli uygulama olduğu günümüzde söylense de eskilerde hep böyle uygulamalar yapılırdı. Bazen yanlış kaynayarak ömür boyu iskelet sisteminde hasar yaratıp, sakatlıklar olabilirdi.

Sözün kısası; bir yerinizde kırık veya çatlak, ağrı hissettiğinizde mutlaka bir hekime gözükmeli tedaviye bir an önce başlanmalısınız. Her ne kadar benim gibi doğru hekime ulaşana kadar biraz dolaşsanız da, muhakkak hekime başvurun. Haydarpaşa Numune Hastanesi Ortopedi Servisine özellikle benim ameliyatımı gerçekleştiren Op. Dr. Özgür Erdoğan ve ekibine bir görünün derim. Vallahi ben 3 hastane dolaştım. Sonunda işin ehlini buldum, sağolsunlar, varolsunlar, yolları açık olsun...


Epey kırık, çıkık konusunda bilgilendikten sonra edebi bir kırıklıkla yazımı bitireyim.


Biliyorsunuz ki edebiyatta kırıklar sadece kalpte görülür, acılar aşk acısı şeklinde gelişir. 


OYSA;



Yemişim Aşk Acısını.. Sen Hiç Ayak Serçe Parmağını Koşarken Sehpaya Çarptın mı? der şair...



Gerçekten sen hiç kırılmış kemik acısı çektin mi?
Kimse de çekmesin zaten düşmanım bile....




Okuyana not;Tek elle yazdım imla hatası, cümle düşüklüğü varsa tamamen benim radius kemiğimin kabahatidir.