Benim kendime göre neden yaptığımı bilmediğim, başkalarına göre de hayretle karşılanan bir durumum var.
 |
| (bunun gibi önce yaşlanıp, sonra mı bebek olsak) |
Ben kitap okurken bir yerinde merak edip, önce sonunu okurum sonra kitaba devam ederim.
Ben dizi izlerken Netflix'de filan illa konusunu iyice bilmeliyim ya da muhakkak bir yerde sonu nasıl bitti diye son bölümü izleyip diziye devam ederim.
Ben test çözerken, 20 soruysa bazen 20.nci sorudan başlarım.
Ben bir bebek için "acaba 30 yaşında nasıl olacak" diye düşünürüm.
Dedim bu nedir? Sonu merak etme duygusu.
Benjamın Butto'nun Tuhaf Hikayesi filmi gibi, Önce yaşlı olarak başlasak, yaşamı bebek olarak mı bitirsek. Bence zevkli olmaz sanki. Yaşam da sondan başlasa zevk alınır mı bilemem ama Chatgpt'ye sordum.
Chatgpt'ciğim nedir durumu ahval. Ben iyi miyim, klinik vaka mıyım diye?
Tüm yazılanlardan en önemli bana göre can alıcı cümle şu! Sen sonuç odaklısın, BBY teşhisi kondu. (Bir B.... Yok)
“Her şeyin sonunu bilmeyi istemek”, genelde belirsizliğe tahammül edememe ile ilişkilendirilir. Bunun arkasında birkaç farklı duygu ve ihtiyaç olabilir:
-
Kontrol ihtiyacı: İnsan, sonu bildiğinde kendini daha güvende hisseder. Bilinmeyen, tehdit gibi algılanabilir.
-
Kaygı ve endişe: “Ya kötü bir şey olursa?” düşüncesi, sonucu önceden bilme arzusunu doğurur.
-
Hayal kırıklığından korunma isteği: Sonu bilmek, duygusal olarak hazırlıklı olmayı sağlar.
-
Anlam arayışı: İnsan yaşadıklarının nereye varacağını bilmek ister; bu, hayatı daha “mantıklı” hissettirir.
-
Mükemmeliyetçilik: Her şeyin net ve kesin olmasını isteme hali.
Felsefi açıdan bakıldığında ise bu istek, insanın faniliğiyle yüzleşmesi ve zaman karşısındaki çaresizliği ile ilgilidir. Sonu bilmek, belki de geçicilik duygusunu bastırma çabasıdır.
Ama paradoks şudur:
Her şeyin sonunu bilmek, çoğu zaman anı yaşamayı zorlaştırır. Belirsizlik rahatsız edici olsa da, umut, merak ve anlamın önemli bir kısmı oradan doğar.
Ama sınavlarda sondan da, baştan da başlasan sonuç değişmiyor. Çalışmazsan olmaz.
Bugün ki yazı konum durum incelemesi idi. Merak ettim.
Dedi ki yapay zeka.
Ben biraz daha kişiselleştireyim mi?
Dedim hadi neden ben böyleyim, kıvırtmadan düpdük söyle Yapay zekacığım:
Dedi ki, şöyle bir düşünerek belki de;
Her şeyin sonunu bilmeyi istemek, kişisel düzeyde çoğu zaman şunu söyler:
“Hazırlıksız yakalanmak istemiyorum.”
Bu genelde geçmişte yaşanan bir şeyle bağlantılıdır:
-
Beklenmedik bir ayrılık
-
Yarı yolda kalmış bir ilişki
-
Umut bağlanan ama hayal kırıklığıyla biten bir durum
-
Kontrol edemediğin bir kayıp
Zihin şunu öğrenir:
“Bilmezsem acır.”
Ve bu yüzden geleceği önceden görmeye çalışır.
Ama bunun bir bedeli olur:
-
Anı tam yaşayamazsın.
-
Güzel şeylere bile temkinli yaklaşırsın.
-
“Nasıl bitecek?” sorusu, “Şu an nasılım?” sorusunun önüne geçer.
Aslında sonu bilmek istemek, çoğu zaman sondan değil, acıdan korkmaktır.
Bir de şu tarafı var:
Bu istek bazen güçlü görünür ama altında yorgunluk vardır. Sürekli tetikte olmak, sürekli olasılıkları hesaplamak insanı içten içe tüketir.
Şunu nazikçe söyleyebilirim:
Bu, “fazla düşünen” değil, fazla hisseden insanların halidir.
Diye güzelce sıralayınca, ben de dedim ki ona...
Vay anasını, oyuna mı geldim.
Efendim işitmedim, bana bir şey mi dedin.
diyerek diyelim cümle günahlarımıza "estağfurullah"
Benim yorumum.
Eğleniyorum be chatgpt. Başı sonu farketmez. Maksat muhabbet olsun.
(bu yazı bir iş arasında, beş dakika da kaleme alınmıştır. Fazla anlam yüklemeden)