anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2026 Çarşamba

NESİLLER DEĞİŞTİ, AMA SEVGİMİZ HEP AYNI BE YA!!!!


 "Eski nesil 'Tamam anne' diyerek büyüdü; yeni nesil 'Neden anne?' diyerek büyüyor. 

Belki de geleceği kuracak olanlar, bu iki cümleyi aynı evde buluşturabilenler olacak."

Bugünün konusu tam da bu. Bizim neslimizin saygısını överek anlatarak,  yeni neslin eleştirisini üzerimize çekmek. 

Bizim çocukluğumuzda annemiz "Kalk!" derdi.

Biz kalkardık.

"Nereye?" diye sormazdık.

"Niye?" hiç sormazdık.

Çünkü ikinci "Niye?" sorusunun cevabı genellikle terlikti!

Bugünün çocuklarına aynı cümleyi kurun; bu 2 yaşında yepyeni nesil de  olsa, önce niye bakışıyla başlar. 

"Kalk."

İlk soru gelir:
"Niye?"

İkinci soru:
"Nereye?"

Üçüncü soru:
"Şimdi mi?"

Arada bir espiriyle de, 

"Ay sizin zamanınız geçti, şimdi bizim zamanımız"

Belki de ileride tam bir akademik cevap olacak.
"Bu isteğiniz bilimsel verilere mi dayanıyor, yoksa kişisel görüşünüz mü?"

Biz annemizin yüz ifadesinden hava durumunu tahmin ederdik. Kaş biraz kalktıysa fırtına yaklaşıyor demekti. O yüzden meteorolojiye ihtiyaç duymadan odamızı toplardık.

Şimdiki çocuklar ise pazarlık masasına oturuyor.

"Odasını toplar mısın?"

"Toplarım ama önce görev tanımımı netleştirelim."

Biz "çünkü ben annenim" cümlesini anayasanın değiştirilemez maddelerinden biri sanırdık.

Şimdiki nesil ise kiiiii bu şimdilerde belki de en çok kullanılanı; 

"Bu yeterli bir gerekçe değil. Ben mi istedim dünyaya gelmek" diyebiliyor.

İtiraf edelim; biraz şaşırıyoruz.

Biz annemize sesimizi yükseltmeye çekinirken, bugünün çocukları aile toplantısını adeta bir televizyon tartışma programına çevirebiliyor.

"Saygı duyuyorum ama katılmıyorum."

Bu cümleyi biz kursaydık, büyük ihtimalle cümleyi tamamlayamazdık! 

Ama madalyonun öbür yüzü de var.

Biz sorgulamamayı öğrendik.

Onlar sorgulamayı öğreniyor.

Biz "büyükler bilir" diyerek büyüdük.

Onlar "neden bilir?" diye soruyor.

Biz susarak saygı gösterdik.

Onlar konuşarak anlamaya çalışıyor.

Belki de mesele, eski neslin tamamen haklı ya da yeni neslin tamamen yanlış olması değil.

Dünya değişti.

Bilgiye ulaşmak kolaylaştı.

Çocuklar fikirlerini ifade etmeye daha çok teşvik ediliyor.

Bu bazen anne babaların sabrını zorlasa da, merak eden ve düşünen bireyler yetişmesi açısından önemli bir gelişme.

Yine de...

Her şeyin bir dengesi olmalı.

Sorgulamak güzeldir.

Ama saygıyı unutmadan...

Fikrini söylemek değerlidir.

Ama ses tonunu yükseltmeden...

Hak aramak doğrudur.

Ama karşındakini değersiz hissettirmeden...

Bunlar tam da doğru tespitler bence. 

Çünkü saygı ile sorgulama birbirinin rakibi değildir.

Hatta "En güzel aileler, ikisinin aynı sofrada oturabildiği ailelerdir" diye güzel bir birleştirici notu buraya severek koyuyorum. 

Ben yine de bazen annemin o meşhur bakışını ve kızınca terlik fırlatışını özlüyorum.

Tek bakışla Wi-Fi kesilir, televizyon susar, çocuklar hizaya gelirdi!

Şimdi ise çocukların bakışıyla ebeveynler Google'da araştırma yapıyor.
"Ergenle müzakere teknikleri."

Zaman değişiyor.

Terlikler emekli oldu.

Yerini uzun açıklamalar, aile toplantıları ve "duygularımızı konuşalım" cümleleri aldı.

Kim bilir...

Belki otuz yıl sonra bugünün çocukları da kendi çocuklarına şöyle diyecekler.

"Biz sizin yaşınızdayken annemize 'neden?' derdik."

Ve torunları cevap verecek:

"Anne, bana bunu yapay zekâ mı söyledi, sen mi düşünüyorsun?"

Bu arada ben de dahil eski anneler...

Lütfen alınmayın.

Bugünkü çocuklar size itiraz ediyor olabilir.

Ama inanın, otuz yıl sonra onların çocukları çıkıp diyecek ki;

"Anne, söylediklerini yapay zekâya sordum. Senin dediğin eski bilgiymiş."

İşte o gün...

Bugünün çocukları bizi çok ama çok iyi anlayacak!

Ve muhtemelen kendi annelerinin meşhur cümlesini söyleyecekler belki de.

"Ben sana demiştim!"

Demek ki bazı şeyler hiç değişmiyor.

Sadece terliklerin yerini teknoloji alıyor.

Ama birbirimize olan sevgimiz mi?

 İŞTE O HEP AYNI KALIYOR. ANNELER ÇOCUKLARINI HER DEVİRDE ÇOOOK SEVİYOR. 

13 Haziran 2017 Salı

TECAHÜL-İ ARİF... BİR FARKINDALIK FİLMİ....




Tecahül-i Arif 
filmi seyredin ve paylaşın.


Biz engelli değiliz, sadece farklıyız sloganı onları en iyi anlatıyor. Bir sürü yeşil elma arasındaki kırmızı elma gibiler onlar. 


Ama bana göre onlar gibi daha da farklı olan kişiler, onların ANNELERİ.. 

O farklı insanların ellerinden tutan, onları kabul edip topluma kazandıran mukaddes kişiler.

Eğitim ile, çocuklarını fark ettirerek topluma çok güzel bireyler kazandıran aileler.

Down sendromlu çocuklarda yaptığım yoğun gözlemler annelerin bir rol model oluşu.. Annelerinin onları kabul edişi, onlar için yüreğini ortaya koyuşu..

"Anne olursan anlarsın" diye başlayan annelik söyleminde onlar kat be kat anlıyorlar evladın ne demek olduğunu.. 

Bu duygularla izlediğim bir Festival filmi "TECAHÜL-İ ARİF"

Bende bir vesileyle bu filmden haberdar oldum. Tek dilekleri geniş kitlelere bu film sayesinde seslerini duyurabilmek, milyonların kalbine dokunabilmek. 

Bizden sadece paylaşım yaparak seslerini duyurmamızı istiyorlar.  Film hüzünlü bitiyor, beklenin dışında bir duygu yaratıyor. Aaa neden böyle bitmiş diye hayıflanmadım değil.  Ama " Allah hiçbir anneye, evlat acısı vermesin"diye  dua ederken, belki de onlar "Allah evladımızı arkada bırakmasın" diye dua ediyorlardı. Ancak; bu film sayesinde iyi bir eğitim ile , fark edilme ile  onların da sağlam yere ayak basarak hayatlarını idame edebileceklerini öğrendim.

Yeter ki bizler onların değerini bilelim.. 

Öncelikle anne ve baba olarak kabullenelim, aile olarak yüreğimize sokalım, toplum olarak da sahiplenelim.

Peki filmin adı nedir? Neden böyle denmiştir derseniz. Onu izleyince, bir de aşağıdaki açıklamayı okuyunca ne kadar güzel konmuş bir isim olduğunu anlayacaksınız.

tecahül ile ilgili görsel sonucu