mail adresinizi yazarak bizi izleyebilirsiniz.

8 Mart 2016 Salı

HAMAM KÜLTÜRÜ


Haftasonu yaptığım bir gezi sırasında, mahalle arasında kalmış küçük bir hamamın tabelasını görünce bu yazıyı yazmak aklıma geldi.

Hamamlar, bugünlerin modern yıkanma araçları ve evlerdeki banyolarımızın olmadığı zamanlarda olmazsa olmaz bir kültürdü. Küçükken  çoluk çocuk herkesin toplanarak gittiği Kadıköy'deki Söğütlüçeşme durağında bizim de gittiğimiz bir mahalle hamamı vardı. Aklımda kalan sadece bu hamamda benim sıcağın etkisiyle baygınlık geçirmem, annemin beni kurnanın altındaki soğuk suda yıkayarak dinlenme odasına götürmesi ve elime bir gazoz tutturmasıydı. O gazoz o zamanlar, sanki  hamamda içilince daha bir lezzetli oluyordu. 

Bu hamam yazısıyla  sizin de zamanınızın hamam anıları canlanır, belki de yorum kısmına nostaljik anılarınızı paylaşmak isteği duyabilirsiniz.  

Hamam yani yıkanma olayı, evlerde olmadığı için önceleri nehir/dere kenarlarında,  bir kova suyla bahçede veya ev girişindeki taşlık eşikliklerde yapılırdı. Eski  Roma devrinde Pompei  kenti kazıntılarında hamam kalıntılarının çokluğu görülmüş, hamamın Romalılar için önemi anlaşılmıştır. Pompei kalıntılarındaki buhar banyosu, sıcak ve soğuk havuzlar bu şehrin zenginliğini de yansıtmaktaymış. 

Osmanlı da ise bu durum her caminin yanında bir hamam yaptırılmasıyla devam etmiş, genellikle saraylardaki büyük kurnalar, hamam eğlenceleri de Osmanlı'nın hamam kültürüne verdiği önemi belli etmiştir. Gelin hamamı Osmanlı'da ki en meşhur adetlerden sayılırdı.  Hamamlar sabahın erken saatilerinde genelde açılır, kadın ve erkeklere ayrı  özel saatler verilirdi.


Bizim küçüklüğümüzde ise; hamam önemli bir yer ama, bazı evlerdeki eşiklikte en az onun kadar önemliymiş. Hatta rahmetli babaannemin o tarihlerdeki sözü de aklımdan hiç çıkmaz. "Evde var eşiklik, hamama gitmek eşeklik" derdi rahmetli babaannem.  Su,  evdeki ocaklıklarda ısıtılır, hemen evin girişindeki eşikliklerde,  çocuklar bir kova su ile  yıkanıverirlerdi. 

Eskilerde atışmalar, kız görmeler, tanışmalar hep hamamlarda olurdu. Adile Naşit'in meşhur hamam sahnesini de aşağıda seyrederseniz, hamamların o günlerdeki önemini daha iyi anlarsınız.

Günümüzde ise hamamlar; sadece kına gecelerinin veya turistik gecelerin nostaljik mekanları olarak kullanılmaktadır.  
Ayrıca, hamamlar sağlık turizmi olarak yükselen yeni trendin de gözde mekanlarıdır. Kaplıcalarda ki hamamlarda herkes, geçmişin izlerini aramaktadır. Kaplıca hamamlarında yıkanıp, keselenip rahatlayarak, stres atmaktadır. 


Zengin birinden bahsederken de  muhakkak şu söz sarfedilirdi  eskiden...  "Oooo hanları, hamamları varmış." denirdi. Hamam sahibi olmak zenginlikti o zamanlar.

Şimdilerde hamam satın alınır mı bilmem, ama bizim anılarımız hoş bir seda olarak hatıralarda kalınır.

Hamamların,  

  • Stresi hafiflettiği, gevşettiği ve dinlendirdiği, 
  • Kas gerginliklerini ve ağrılarını giderdiği ve kısıtlı eklemleri açtığı,
  • İmmun sistemi desteklediği,
  • Lenf sistemi temizliğini ve kan dolaşımını arttırdığı,
  • Bedenin metabolik aktivitesini düzenlediği,
  • Soğuk, astım ya da alerjik durumlardan dolayı oluşan sinüs tıkanıklıklarını  azalttığı,
  • Cildin genç ve taze kalmasını sağladığı,
  • Buhar sıcağıyla kanser ve enfeksiyon hastalıklarına iyi geldiği,  
  • Buhar banyolarının bedeni yağ-depo toksinlerden arındırmak için çok etkili olduğu,
  • Terleme sırasında buhar etkili bir biçimde toksinleri derinin yüzeyinden temizlediği,
  •  Buhar uygulamasının vasküler akımı iyileştirdiği ve hücresel seviyede oksijenlenmeyi arttırdığı görülmektedir.
Bu arada size  yaşlı bir teyzemizin  bir hamam hikayesini burada anlatmadan geçemeyeceğim. Hala bu anıyı  hatırlayınca yüzümde bir gülümseme oluşur.

Şimdilerde rahmetli olan bu teyzemiz yaşlılığın verdiği o masumiyetle anısını şöyle anlatmıştı. "Hiç unutmam, mahallemizde bir mahalle hamamı vardı, her pazar günü tüm mahallenin kadınları, böreğimizi, dolmamızı yapar, o hamama gider, elimizde teflerle eğlenirdik. Hamamın yakınında da bir askeri kışla vardı.. Birgün göbek taşında müziğin eşliğiyle göbek atıyoruz. Şöyle bir gerdan kırayım, bayılıyıvereyim müziğin etkisiyle derken,  şöyle yukarı başımı bir kaldırdım ki, ne göreyim,  hamamın yukardaki küçük delik pencerelerinde, bizim  pazar iznine çıkan askerler doluşarak aşağıyı seyrediyorlar. Bütün bayanlar çığlık çığlığa koşuşmuştuk. Gerçi hamamlarda peştemal ve havlularla herkes edepli bir şekildeydi ama ne de olsa böyle bir sahne kimsenin istemeyeceği bir şeydi dedi.  Biz bu hikayeyi böyle gülümseyerek dinlerken, birden  oğlu da "Anneeee, bu hikayeyi rahmetli babam biliyor muydu? dedi.. O da "Oğlummm babana söyleseydim baban askeriyeyi basardı. Olur mu öyle.. Şimdi aklıma geldi anlattım" deyip hoş hikayesiyle bizi güldürmüştü..

Güzel anılar vardır, hamamların, teyzelerin, geçmişin.


Anılarıyla dolu bu hamamları görünce duygulandım. Eski insanların ne kadar zor şartlarla yaşadıklarını düşündüm ve bu yazıyı yazdım. Kimbilir belki sizinde anneniz, anneanneniz, babaanneniz ile yaşadığınız hoş bir anınız aklınıza gelmiştir yazımı okuyunca. 

Anılarınızı paylaşır mısınız bilmem ama hamamlar da eski anılarımız gibi bir bir eksiliyor hayallerimizden. Ta ki bir köşede yıkılmayı yüz tutmuş bir hamam görünce hatırlıyorsunuz belki de benim gibi..