mail adresinizi yazarak bizi izleyebilirsiniz.

28 Kasım 2014 Cuma

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİNİN ÖNEMİ




Bir insanı hiçbir menfaat ve maddi karşılık beklemeden ne mutlu edebilir. Eskilerde imece, komşu yardımı v.s. adlarla anılan yardımlaşmalar,  şimdilerde SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ adı altında gündemimizi oluşturuyor. Sosyal Sorumluluk Projeleri tüm insanları duyarlı olmaya itiyor. Yaptığınız işten mutluluk duyuyorsunuz ve en önemlisi de bunun sizde sorumluluk verdiğine inanıyor ve bunu etrafınıza hiçbir menfaat gözetmeksizin yayıyorsunuz. 

Bunun en güzel örneklerini de Üniversitelerimiz veriyor. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinde buna gönül vermiş bir Öğretim Görevlisi Uzman Perihan Eren  Bana'nın gerek engelliler için yaptığı, gerekse çevre konusunda yaptığı çalışmalar gerçekten de takdir-e şayan bir örnek.

Engellilere engel olmadan yaşamaları adına yaptıkları çalışmalarını çok güzel bir gazete ile duyurmaya çalışıyorlar.

Gazetenin logosu benim en ilgimi çeken bölümlerden biri  oldu. Engellileri yaşam içerisine bağlayan RAMPA'ları yazı karakterinde kullanılmasının çok doğru bir seçim olduğunu düşündüm.  Merdiven inip binme bir engellinin en zorlayıcı engeli olduğu için, rampaların onların yaşantısındaki önemini sergileme adına çok görsel bir çalışma olmuş. Sizin düşünmeden yaptığınız günlük hayatınızdaki koşa koşa merdiven inme/çıkma eyleminin onların yaşantısında rampayla mümkün olabileceğini hatırladım. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinin de dönen rampalarla  oluşan katlarının  da, engellilere ne büyük kolaylık sağladığını düşündüm. 


Bu sayfayı takip etmenizi öneriyorum.

Ayrıca ikinci takdir ettiğim önemli bir projede; 

Beş bin ev kadınına çevre farkındalığı ve kaynağında ayrıştırmanın önemi konusunda eğitim vermeyi amaçlayan “Evlerden Evrene Çevre Bilinci Projesi’nin” hayata döndürülmesi.. 

Bu proje, Çevre Bakanlığı, ÇEVKO Vakfı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Zeytinburnu Belediyesi ve İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi' nin gerçekleştireceği bir proje. 




Beşbin ev kadınına ulaşıp bu duyarlılık alıştırabilinir mi bilinmez... Ama çalışmalar en iyiye en güzele doğru.  Ben hem çalışan hem iş kadını olarak çevre projesine yaptığım  küçük bir katkımı anlatayım sizlere... Ben öncelikle kızartma yağlarını lavabolara dökmeyerek, pet şişelerde biriktiriyorum. Belli zamanlarda da belediyelerin toplama  araçlarına gönderiyorum.

"En iyi arıtma, suyu kirletmemektir" diye bir slogan vardır ya.. Ben beklentimi öncelikle evreni kirletmemekle başlamanın ilk adım olarak çok doğru  olduğu fikrinden  yola çıkarak; kadınlarımızın evlerden evrene projesine desteklerini bekliyorum.