SERPİLLE HAYATA DAİR

Seyahat etmeyi seven, seyahati gençlerde eğitimin, yaşlılarda ise görgünün bir parçası sayan, anne, baba ve 2 çocuktan oluşan gezi maceralarını yazmayı, ancak emekli olduktan sonra akıl eden, gezdiği yerlerin eğrisini, doğrusunu, ucuzunu, pahalısı yani en doğrusunu gezi sayfasında.. hayata dair de hissettiklerini, yaşadıklarını da bu sayfada kaleme alan emekli, gezgin bir anneyim.

2 Nisan 2019 Salı

COĞRAFYA KADERDİR


İbni Haldun'un  
"Coğrafya Kaderdir"cümlesini ilk duyduğumda, işte dedim, bu hafta ki bloğumun konusu bu olmalı.  

Çok sevdiğim arkadaşımın kızı Gözde'ciğimin  konudan bahsetmesi, Coğrafya Kaderdir cümlesini araştırmasıyla harika bir tespit diye heyecanlandım ve biraz gecikmeli de olsa kaleme aldım.

Coğrafya gerçekten de kader midir dersek evet kadermiş. Google biliyorsunuz ki arama motoru ve bizim elimiz kolumuz. 
Google arama motoruna Türkçe  "Emekli İnsanlar" yazdığınızda karşınıza  kuyruk bekleyen yaşlılar, mutsuz insanlar çıkarken..


 İngilizce karşıtı retired people yazdığınızda ise,  karşınıza çıkan görsel coğrafyanın gerçekten de kader olduğunu anlatıyor. 
Çünkü yabancı ülkelerde "Emekli İnsanlar yani retired people" yazıldığında karşınıza gülen ve gezen insan profilleri çıkmaktadır.


Ve o retired people'laaaaar 
bebeklerine  emeklerken de seviniyor,
yaşlıyken emekli olduklarında da seviniyor.

Bizde ise hep üzüntü, hep üzüntü, yine mi keder, ama artık yeter diye bağırıyor emekliler Sezen Aksu şarkısındaki  gibi.. 
Doğana üzülüyor bu dünyaya gelinir mi diye,  emeklisine üzülüyor bu coğrafya da yaşanır mı diye? (Aşağıdaki videoyu da tıklayınız, o şarkı çalar iken, siz emekli emekli yazının devamını okuyunuz)



Oysa emeklilik ne demekti ya!!!.. 

Oooo bana çok uzak...
 Emeklilik mi düşünemiyorum bile dediniz, dediniz...
 Ne oldu,  göz açıp kapayıncaya kadar emeklilik kapıya dayandı..  Sanki hiç çalışmamış gibi olduk. Google'daki gibi mutlu  görünmeyi istesek de hayat gaileleriyle ezildik durduk.

Yani; kısaca emeklilik yeni bir şeye adım atmaktır diye mutlu olmaya çalışıyoruz.  Yeni bir hayat, ikinci bahar, meşgale bulursan da hoş, kendine ayrılan zaman diye avunuyoruz.

Bir de Polyanna hesabı, emekliliği eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz. İnternette geziniyoruz, inşallah birgün... birgün....  bizde öyle olabiliriz belki diye bakıyoruz.

Ama çalışan ile emekliyi karşılaştırıp belki de biz de google görsellerinde değil,  içimizden gülümsüyoruzdur.

Nasıl mı?

EMEKLİ olarak, zamanınızı geniş bir yatakta, rahat koltukda geçirebilirsiniz.
ÇALIŞAN olarak,  zamanının çoğunu sert sandalyede geçirirsiniz.

EMEKLİ olarak, üç öğün bedava yemek yersiniz, ( ne bedavası ya.. kim demiş.. telefon parası, herşey o kadar artıyor ki.. en basiti kahvaltı etmeden işe gidenler... bir sürü kahvaltılık alıyor... ama maksat emekli övmek ya.. bedava diyelim bozmayın işte..)
ÇALIŞAN olarak, tek bir yemek arası vardır, onu da kendisi öder..

EMEKLİ olarak, iyi davranışınızdan dolayı serbest zamanla kendinizi ödüllendirirsiniz...
ÇALIŞAN olarak, iyi davranışınızdan dolayı daha çok işle ödüllendirilirsiniz.


EMEKLİ olarak, kendi kapınızı kendiniz kilitler, istediğiniz gibi girer çıkarsınız.
ÇALIŞAN olarak, bütün kapıları kendiniz açıp kapadığınız gibi bir de güvenlik kartı taşırsınız.


EMEKLİ olarak,  TV seyredebilir ve oyun oynayabilirsiniz.
ÇALIŞAN olarak, TV seyreder veya oyun oynarsanız kovulursunuz.


EMEKLİ olarak, kendi tuvaletiniz vardır.
ÇALIŞAN olarak,   Bir sürü insanla paylaşırsınız


EMEKLİ olarak,  aileniz ve arkadaşlarınız sizi ziyaret edebilir.
ÇALIŞAN olarak, onlarla konuşabilmeniz bile zordur.


EMEKLİ olarak, çalışmadığınız halde maaş gününde paranız gelir. Az da olsa "şükür" deyin.
ÇALIŞAN olarak, işe gitmek için gereken tüm harcamaları kendiniz yapar, üstüne üstlük vergi verirsiniz. İşten anında kovulmakta cabası.


SİZCE.... HANGİSİ DAHA İYİ GÖZÜKÜYOR?
Birde bunları okurken gülen yüzünüzü resimleyip, google koyarsanız, işte bizim de gülen emeklimiz olur. 

Biraz da pozitif düşünelim.

Hepimiz iyi şartlarda, sağlıklı bir emeklilik hayatıyla sonlanmayı isterdik.
 Ama Coğrafi kader engelledi işte. Kaderden kaçınılmaz. Yoksa devlet büyüklerim yapardı belkim.

Geçen yıllar yerine, gelecek yıllar için umudumuzu kaybetmeden,
 önce kendimiz, sonra da başkaları için yapılacak güzelliklerle dolu bir emekli yılları diliyorum herkese.
UNUTMAYIN; İNSANIN SADECE BİR YERLERDE ÇALIŞARAK BİLFİİL ÜRETMESİ DEĞİLDİR ÖNEMLİ OLAN,

ÖNEMLİ OLAN HER KOŞUL VE ORTAMDA ÜRETEBİLMEKTİR.

Bu coğrafi kaderde de iyi emeklilikler ve bol üretimli günler dilerim.

on Nisan 02, 2019 9 yorum:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: coğrafya kaderdir, emekli, ibni haldun, retired people

16 Şubat 2019 Cumartesi

GİZEMLİ SAYILAR




Sayılar 0 ile başlar, sonsuza kadar gider.
Bazı sayılar  vardır ki; himmetinden sual olunmaz.
Bunlardan bir 7'dir. Yazıyla YEDİ ...
Diğeri de 40'dır. Yazıyla KIRK...
Bu sayıların oldukça ilginç bir gizemleri vardır. Sanki tüm olaylar bazı gizemli sayılara bağlanmıştır.
Bende yoğun  merak uyandıran  ve aynı zamanda da doğum tarihim olan  7 sayısının nedenlerini sorarak yazıma başlayayım. 
Pamuk prensesin  cüceleri niye 7 tanedir?
İstanbul niçin 7 tepedir?
Türkiye niye 7 bölgedir?
Dünya niçin 7 kıtadır?
Soyunuz niye 7 göbektir?
Gökyüzü niye 7 kattır.
Dünyanın neden 7 haritası vardır?
Hafta niçin 7 gündür?
Gökkuşağı neden 7 renktir?
Gül neden 7 verendir?
Ejderha neden 7 başlıdır?
Neden 7 düvele meydan okurlar?
Niçin müzik notası 7 notadır?
Prematüre doğan çocuklardan 8 aylık olan hemen ölür de,  7 aylıklar niye yaşar?
Neden insan 7 'sinde neyse,  70' sinde aynıdır?
Neden pis 7'lidir?
Niye 7 kocalı Hürmüz'dür?
James Bond neden 007'dir?
Hayvanlarda boyun omuru neden 7'dir?
Zindan niye 7 kuledir?
Okula niye 7 yaşında başlanır?
Cennet ve cehennem neden 7 kattır?
Kurban da dana hissesi niye 7'dir?
Niye 7 uyurlardır?
Biri ölünce neden 7'sinde okunur?
Niye 7 kat yerin dibi?
Niye 7 sülaleni.......... (burda keseyim)


Bir de mukaddes 40 vardır ki mitolojiden tutun, dinlerde bile mukaddestir.

Bebeklerin neden 40'ı çıkar?

Ölünün niye 40'ı okunur?
Kırk eren veya kırk şaman tarafından korunan kişilere neden 40'lı denir?
Nuh'un gemisi selde neden 40 gün gezinmiş?
 Hz. Musa‘nın Sina dağına gidişi neden 40 gün sürmüştür?
Kur’an'da 40. sure Mü’min Suresi‘dir. Anlamı inanan, teslim olan, kabul eden, tamama erendir.

 Beş vakit namaz sünnetleri ile beraber 40 rekattır.

Hz. İsa‘nın çölde geçirdiği süre 40 gündür.

Hz. Ömer 40. Müslümandır.

Hz. Muhammed‘e 40 yaşında peygamberlik verilmiştir.

Türk halk inancında Kırk Evliya kavramı vardır.
Hristiyan Türklerde Kırk Aziz kavramı vardır.
Bir duayı 40 kere okumak gerektiğine inanılır.
Bir şey kırk kere söylenirse o şeyin olacağına inanılır.
Kırkından sonra azmak deyimi vardır.
Neden düğünler kırk gün, kırk gece yapılır? 
Neden Kırk katır mı? Kırk satır mı?
Neden Kırk yıllık dost olunur?
Kahvenin hatırı neden  kırk yıl sürer?
Kırk kübün, kırkının da kulpu kırık küptür.
41 kere maşallah demezsek ne olur?
Bir yastıkta kırk yıl kocamak neden önemlidir?
Barış Manço Bir yastıkta 40 yıl Süper Babaanne

Blog yazmak için 40 fırın ekmek yemek önemli midir?
Bende  40 yılda bir böyle niyesi soruları sorup, yedi düvele sesimi duyurmak istedim. Belki 40 bin takipçim olur da, bende 7/40 mutlu olurum diye mi?
Ben de ayın 7.sinde doğmuşum. Yaşımın 40'ında da emekli olmuşum. Bunu da literatüre bu şekilde eklediğim vakit, rakamların gizeminde bir hikmet vardır diye düşünürüm. Bu yazıma da bir 40 yorum alırsam, hikmetinden sual olunmaz der geçerim. 

Ama bir diğer sayı vardır ki, o da 3'dür.
Allah'ın hakkı 3'tür diye başlanır. Bunda soru olmaz. Neden 7'dir, neden 40'dır diye.
Allah korusun diye 3 kere masa tıklatılır.
Ekmek yere düşünce 3 kere öpülür başa konur.
Kur'an 3 kere öpülür.
3 vakte kadar herşey olabilir hayatımızda.
Eğer Hristiyansa bir kişi, o da "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh" diye üçler düşüncesini.

Eğer İslamiyetse yolu, 3 derece sufiliktir yolu. Şeriat, tarikat ve hakikat. Kötülüğe teşvik eden ruh, suçlayan ruh, huzur içindeki ruhdur diye 3'e ayrılır ruhu...  
İnsan vücudu 3 bölgedir. Baş, göğüs, karın, Baş akıl, göğüs istemi, karınsa arzuyu simgeler.
Yazı yazmak istersek, giriş, gelişme sonuç diye 3'e ayırırız.
Maddeler ateş, su, hava iken,
Ruh, can, beden ile varlığımız üç şeyle şekil bulur.
Napolyon'a göre değer, 3 kez para, para, para
Türkler her zaman övünür "Vatan, Millet, Sakarya"
3 değer vardır bizim için hayatta
At, Avrat, Silah'la övünür Türk erkeği..
Dilek dilemek istersek 3 dilek söylememiz yeterli...
İşte bu sayılarda niye böyle bir gizem var bilinmez.
Derler ki, 3'ler, 7'ler, 40'lar anlayışı, yücelik mertebelerini işaret eden rakamlardır. Ben sadece merak ettim. İnceledim.
3 vakte kadar da yeni bir konuyla karşınızda olmayı hedefledim.

















on Şubat 16, 2019 4 yorum:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: 3, 40, 40'lar, 7, 7'ler, Gizemli Sayılar, rakamlar, sayılar

7 Şubat 2019 Perşembe

GÜLMEK ÜZERİNE.......

Gülümseyin...

Sert bakıp, alnınızda kırışıklık olacağına,

Gülümseyin,  göz kenarlarınızda kırışıklık  olsun.


Sevdiklerinize bir gül verin,
gül yoksa bari gülüverin.

Gülümsemek adaleti bozuk düzene, sessiz bir küfürdür. Gülümseyin... 


Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız...
Gülümseyin....

Cesaret ister, soğuk alıp,
Sıcak gülümsemek...








on Şubat 07, 2019 7 yorum:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: annem, gülmek, gülümsemek

29 Kasım 2018 Perşembe

NORMAL YAŞAMDA HAVALI OLABİLİRSİNİZ, AMA AKCİĞERLERDE ASLA!!!!!

havalı ciğerlerimiz olmasın....
Günlük hayatımız devam ederken, birden vücudumuzda gelişen bazı ağrılar, sizi yaptığınız işlerden alıkoyar.

Bu ağrı, sizin üzerinizde ise ağrıyı bir kere hissedersiniz belki... Ama ağrı evladınız da ise onun hissettiği ağrıyı bir anne olarak çok derinden hissedersiniz. Evladınızda olmasın da sizde olmasını istersiniz.

Bir şiir vardı yıllar önce. Aklımızda olmayan bir sağlık problemi yaşarken söylenen. Şiir pankreas içindi.. 

Oğlum için konulan Akciğer sönmesi (Pnömotoraks) teşhisinde nedense bu şiir aklıma geldi. Daha önce hiç duymadığımız bir hastalıktı.


Şiir şöyleydi, devamı da çok güzeldir de ben sadece beni etkileyen dörtlüğü paylaşacağım.

Varlığının farkında bile değildim
Pankreas, düne kadar senin
Gövdemin neresinde bulunduğundan
Görevin nedir, ve parçasısın hangi sistemin
Hatta habersizdim, bedenimde taşıdığımdan.


İşte bu şiiri farkında olmadan bende aşağıdaki gibi uyarladım ve farkında olmadan da bloğumda yazıya döküverdim.



Varlığının farkında bile değildik.

Akciğer üzerindeki yapışık zarla,
Göğüs duvarındaki zarın  arasına hava dolunca... 
Akciğerin  balon gibi pıııss diye söneceğine 
Hatta habersizdik, 
bedenin buna şiddetli ağrı ile tepki göstereceğine
Pnömatoraks ile işte o vakit tanışacağımıza... 

Okutmuşlardı okulda sineğin sindirim sistemini
Balığın solungacını, solunumunu
Ama hiç düşünmemiştim bir akciğerin de balon gibi söneceğini 
Nerden bilirdim ki oğlumun ciğeri sönerken,
Asıl benim yüreğimin yok olacağını.

Meğer hava atmak fikri güzelken dışarıdan.
İçerdeki havanın olmadık yerde fark edilmesinin 
Oğlumda derin ağrılar yaratacağını,

Ve günlük hayatında yokuşları aşıp, düze çıktığı bir yerde
Hain bir pusu kurduğunu…
Üstelik sigara içmez, sağlıklı beslenen bir gençlerde de  
Bu durumun Spontan olacağını.... 

Şimdi belki diyebilirsiniz, oğlu hastayken şiirle olur mu bu iş diye.. Yok yok atlattık... Çok şükür ameliyatımız başarılı geçti. Bilmeyenleri bilgilendirmeyi de yine bir esprili dille dile getirmek istedim. Allah bir daha göstermesin diyerek.


Bu konuda, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine teşekkürlerimi bir borç bilirim. Opr. Dr. Mehmet Kılıç'ın güzel tespiti ile ameliyatımızı başarılı bir şekilde atlattık.
Peki tedavide nasıl bir yol izleniyormuş derseniz. Merak edenlere anlatayım hemencecik şuracıkta.. Bu hastalığın tedavisinde 4 ilke varmış. Mış diyorum, uzmanlar öyle söylüyor çünkü...

Akciğerin genişlemesinin sağlanması, şikayetlerin ortadan kaldırılması, komplikasyonların önlenmesi ve nükslerin önlenmesi şeklinde imiş.

Bunlardan ilki; oksijen desteği olup hava miktarı az olan kişilere uygulanıp hasta gözlemleniyormuş. Bunu ilk seferde yaşadık.. Bir daha olmaz diye ümit ederek eve dönmüştük. Ama kısa bir süre sonra tekrar nüksetti.


Bu sefer yaşayacağınız iğne aspirasyonu imiş. Pnömotoraks alanı yüzde 15'ten büyükse hava kesilene kadar iğne ile boşaltılıyormuş.


Eğer, akciğerden kaçan hava fazla miktarda ise; dren takılarak havanın boşaltılması sağlanıyormuş. Orta ve büyük derecede Pnömotorakslara karşı akciğer ve kalbe baskı yapacak durumda olanlarda Tüp Torakostomi denilen yöntem uygulanıyormuş ki benim oğluma da ikinci seferde de bu uygulandı. Tekrar bir daha olmamasını ümit ederek eve döndük ama 2 ay geçmeden bir daha olunca artık bizim için ameliyat kaçınılmaz oldu.


Tecrübeyle sabit hemen akciğer konusunda ihtisas hastanesi olan Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesine başvurduk ve genişlemeyen akciğer dokusu varlığında, her iki akciğerde de sönmenin olduğu durumlarda, göğüs kafesi içinde kan birikmesi durumunda, takılmış olan göğüs dreninden devam eden hava kaçağının fazla olması durumunda uygulanan cerrahi yöntemin uygulanacağı söylenince, biraz korku yaşasak da acilen kabul ettik. Ameliyat lafının korkusuyla ürkmedik değil ama çok şükür başarılı bir ameliyat gerçekleşti. Bu ameliyatı ayrıca sosyal endikasyonları olan pilot, dalgıç, gemici gibi basınç değişikliğine maruz meslek grupları ile sağlık merkezine uzakta oturan hastalarda zaten beklemeden önerilmekteymiş. Doç. Dr. Güven Olgaç ve ekibini bu konudaki uzmanlıklarından dolayı tebrik ediyorum.

https://www.doktorsitesi.com/doktor-guven-olgac/gogus-cerrahisi/istanbul

Bir daha olmamasını umut ederek, sırtında kolunda ve göğüs üzerinde rahatsızlığı olanların eğer kalplerinde bir şey bulunmazsa, bir de akciğer filmi çektirmelerini öneriyorum haddim olmayarak. Çünkü bu rahatsız en çok kalp kriziyle karıştırılıyormuş.

Diyeceğim o ki, her hastalık kötü, ama en kötüsü evlatlarında bunu yaşamak ve kalbinin her an pır pır attığını hissetmektir. Allah evlatlarımızı sağlıklı uzun ömürler nasip etsin.
on Kasım 29, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: Akciğer, Akciğer Sönmesi, Pankreas, Pnömotoraks, serpil gül paçal, şiir, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi

16 Ağustos 2018 Perşembe

KİTAP VE BİSİKLET



Kitapların şarjının bitmemesi kadar güzel...

Bisikletlerin benzin zammından etkilenmiyor oluşu.

on Ağustos 16, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

14 Ağustos 2018 Salı

1000 MİSKET TEORİSİ


 Bugünden itibaren uygulasak mı ki? Hikaye etkileyici...

Genç adam yoğun iş temposundan iyice bunalmıştı. Başını iki elinin arasına aldı gözlerini kapadı. Çok para kazanıyordu. Yöneticiydi pek çok insanın imrenerek baktığı bir konumdaydı. Ama yaşadığı hayatı hayat olarak görmüyordu. Çünkü ailesine, çocuklarına bile vakit ayıramadığı, toplantılar iş seyahatleri, yazışmalar ve koşuşturmaca ile geçen bir hayatı vardı…

Pek çok yakın dostunun adını bile unutmuştu. Bu karamsarlık içinde kıvranırken birden çekmecesindeki küçük radyosu aklına geldi. Radyoyu açtı. Yayınlanan müzik parçası ile biraz rahatladığını hissetti. Müziğin ardından YAŞLI BİR ADAMIN KONUŞMASIYLA gayri ihtiyari radyoyu kapatmak istedi…

Ama birden durdu. İlginç bir teoriden bahsedeceğini söylüyordu yaşlı adam. ‘’ BİN MİSKET TEORİSİ ’ni’’ anlatacaktı, acaba neydi bin misket teorisi. Merakla dinlemeye başladı.

Bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişinin 75 yaşına kadar yaşadığını varsaydım. Biliyorum bazıları daha çok bazıları daha az yaşar. Ama biz 75 sene yaşadığını düşünelim. Bir yılda 52 hafta olduğu için, 75 ’i, 52 ile çarptım ve ortala ömre sahip bir insanın tüm hayatında yaşayacağı Cumartesi sabahı sayısı olarak 3900 rakamına ulaştım.

Şimdi beni iyi dinleyin. En önemli kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak 55 yaşında düşünmeye başlamıştım. Yaptığım hesaba göre bu yaşa kadar 2180 ’in üzerinde cumartesi yaşamıştım ve eğer 75 yaşına kadar yaşarsam yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacaktı.

Yaşlı adam bu hesapla zamanı değerlendirmeye başlamıştı.

Bir oyuncakçı dükkanına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. 1000 adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncakçı dükkanı ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran büyük şeffaf bir kavanozun içine hepsini doldurdum. O günden sonra her cumartesi kavanozdan bir tane aldım. Misketlerin azaldığını gördükçe hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başlamıştım. Anladım ki dünyadaki zamanımın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerimi düzene koymamama hiçbir şey yardım edemez.

Yaşlı adamın anlattıkları öylesine etkiliydi ki, genç iş adamı adeta dünyadan kopmuş, radyoya kilitlenmişti… Yaşlı adam şu cümlelerle konuşmasını tamamladı; programı kapatmadan önce şimdi size son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah kavanozun içinde ki son misketi de aldım. Eğer önümüzde ki, cumartesiye kadar yaşarsam bana biraz daha zaman verilmiş olacak.

Unutmayın kullanabileceğimiz en önemli şey biraz daha zamandır…

Hikaye böyle devam edip gidiyordu… Hayatımızda bizi meşgul eden o kadar önemli ya da önemsiz oyun var ki… Ama biz bunların arasında kaybolup gittiğimizi fark edemiyoruz bile… İşin garibi fark ettiğimiz anda bile sevdiklerimiz ve hayata dair güzelliklere gitmek ve onlarla vakit geçirmek yerine ŞU İŞİMİDE BİTİREYİM ONDAN SONRA…  diye erteliyoruz hayatı…

HADİ şimdi arkanıza yaslanın derin bir nefes alın. Hayatınızda önemli olan dostlarınızdan birisinin telefonunu çaldırın. Ona CIVIL CIVIL sesinizle ‘’ Alo …’’ deyin…  Gülümseyin…
on Ağustos 14, 2018 1 yorum:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

8 Ağustos 2018 Çarşamba

DUYARLI İNSAN HERŞEYİ KALPTEN YAPAR.



Duyarlı olmak....

Bu kelime nedir sizce???? 

Acı çeken hayvan görünce acısını dindirmek için duyarlı olmak.

Yalın ayak dolaşan insanların yürüdüğü yolda taşı, camı, sivri şeyleri toplamak.

Araba geçen yolda çivi görünce otomobilin lastiğine batar diye toplamak,

Sıcak havada kuşlara, ağaçlara, çiçeklere su vermek, 
Artan yemekleri toplayıp sokak hayvanlarını beslemek,

Çevre kirlenmesin diye kızartma yağlarımızı lavaboya dökmemek.

Kısaca duyarlı bir kişi olmak ve çevremizdeki insanlarla bağ kurmak ve empati duymak, olumlu duygularla ve güzel hislerle dolu harika bir dünyanın kapısından size el uzatmaktır. 

Topluma, çevreye, insana karşı olan duyarlılığımızı bir sürü örneklerle çoğaltabiliriz.  


İşte bu nokta da, ben bugün  öyle bir duyarlılık hareketi duydum ki... Bir an düşündüm. Ben böyle bir tavrı yapmayı düşünür müydüm.?  Hayır..



Telefonla konuşurken, çok sevdiğim bir arkadaşımın yaptığı duyarlılık benim bu yazıyı yazmama sebep oldu. 


Ben de size bu güzel davranışı bildirmek karşısında duyarlı oldum.

Arkadaşımla sıradan bir sohbetin arasında kullandığı lafa takıldım. Sohbet neydi, nereden buraya gelmiştik ama, uzun yıllara dayalı arkadaşımla "İyi ki arkadaş olmuşum seninle" duygusunu pekiştirdi bana.

Neydi bu duyarlı davranış.


Kendisi insülin kullanan bir arkadaşım. İnsülin iğnelerinin işi bitince çöp kutusunu atmadığını söyledi. "Ne yapıyorsun " dediğimde;

" Küçük pet şişelere topluyorum ve ilk gittiğim hastanenin tıbbi atık kutusuna atıyorum. Çünkü normal çöpe atarsam, çöp toplayanların ellerine batabilir, canları acıyabilir ya da hastalık geçebilir" gibi kendince sıradan konuşmalar yaptı. O lafına devam ederken, ben ise bu yüce gönüllü duyarlılık davranışa hayran kaldım. Hiç aklıma gelmeyen bir davranıştı. Kendime göre duyarlı olduğumu  sanırken, aslında aklıma bile gelmeyen bu davranışa imrendim. Hemen resmini göndermesini istedim. Sizlerle de bu resmi paylaşıyorum şimdi. 

Bu iğneleri hastanelerde bulunan tıbbı atık çöplerine hiç üşenmeden götürüyormuş. Arkadaşım tıbbi atıkları hastaneye götürdüğünde, duyarlılığına teşekkür etmek yerine şaşkın gözlerle izleyen sağlık görevlilerine şahit olmuş. Ağız burun bükerek, bir zahmet tıbbi atık çöplerine atmışlar. Saygı duyulacak, alkışlanacak bu davranışa çok da kimse kaale almamış. Oysa ne kadar önemli.. Kullanılan küçük laf ise şu. "Çöpe atarsam, çöp toplayanların ellerine batarsa"  Ben çok duygulandım... Sizi bilmem. 

Duyarlılık, aslında çevremizi kirletmemektir. Piknik alanlarımızı kirletmemek, az önce burada piknik yapanlar insan mı acaba gibi düşünmemektir.

Hastane camlarından dışarı baktığınızda çatılara atılmış, peçete ve su şişelerini görürsünüz. Orada ki çöpleri isteseniz de almak bazen zor olabilir. Sanki zorla alsınlar, orda kalsın da bende camdan bakınca çöp göreyim der gibi camdan dışarı çöp atan duyarsız insanlar.

Ben de annemin insülin iğnelerini çöpe atan biriydim. Hiç de aklıma gelmedi. Ama bu davranıştan sonra bende bu davranışı yapmaya çalışacağım. Evlerde çöplerimizi ayrıştırmanın daha henüz bilincine eren bir toplum olamadık. Ben de dahil. Çünkü bir gün biriktiriyorum .. Geçen arabayı beklerken çöp evde yığılınca istemeden bende çöpün kenarına koyuyorum.

Bu konuda Almanya öndeymiş. Evsel atığın ayrıştırılması konusunda. Almanlar çeşitli farklı renk ve biçimdeki koyteynerlerle atık ayırımını halka yaptırıyorlarmış. Ama yine de çöp toplayıcılar ve geri dönüşüm tesisinde çalışanlar atıkları yeniden ayırıyorlarmış. Bu atıklar kompostlanarak, kaynak tasarrufunu sağlayarak doğayı korumayı hedefliyormuş. Almanya bu konuda dünya şampiyonu olmaya adaymış. 

Memleketimizde bu arkadaşım gibi küçük ayrıntıları düşünerek, topluma duyarlı olan insanlar olabilirsek bizde birgün şampiyon oluruz belki..

Ümit Kızılırmak, duyarlı insan, gönlümüzün şampiyonu olarak bu günüme damgasını vurdu... Teşekkürler çevreye ve topluma karşı yaptığın yüce gönüllü davranışına sevgili  arkadaşım. 


on Ağustos 08, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: Çevrecilik, çöp atık, Duyarlı insan, duyarlılık, geri dönüşüm, saygı, topluma duyarlılık, Ümit Kızılırmak

ASLA ÇOK GEÇ DEMEYİN!



Yaşamımızda her zaman benden geçti diyenleredir bu öykü..


ASLA ÇOK GEÇ DEMEYİN öykünün adı.

Hani kapı aralığında bir çırpı göz gezdirirsiniz ya bir kitaba.. Bende  kitabın yapraklarını karıştırırken ilk öykü etkiledi beni ve size iletmek istedim .

Kitabın adı "Nar Tadında Bereket Öyküleri"

Hafif... fazla kafa yormayan.... kısa kısa öykülerden oluşmuş bir kitap. Yani eski Tavuk Suyuna Çorba tadında öyküleri barındıran bir kitap.  Öykü şöyle başlıyordu....

"Prоfesörümüz, önce kendini tanıttı, sоnra;

“Bu yıl, yepyenі sаdece öğrenсimiz var. Çok entereѕаn biri bakalım bulabilеcеk misiniz” dеdi..

Ayağa kalkıp etrafa bаkmаyа başlamıştım ki, yumuşak bir el  omzuma dokundu..

Döndüm..

Yüzü іyіce kırışmış yaşlı bir hаnımefendi, bana gülümѕeyerek bakıyordu..

“Bеn Rose” dedі.. 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklaуabilir miyim?.

Güldüm.. "Tabii"  dedіm..

“Hadі sarıl bana.."

Öyle sımsıkı ѕarıldı ki, "Bu kadar genç ve  masum уaşta ünivеrѕitеyе niуe geldin” dіye şaka yaрtım..

Minik bir  kahkaha ilе yanıtladı: “Buraya zengin bir koca bulmaуa geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonrа emekli olunca dünya   turuna çıkаcаğım..”

asla çok geç demeyin ile ilgili görsel sonucu


Dersten sonra  kantіne gidip, birer sütlü çіkolata içtik. Hemen arkadaş  olmuştuk. Erteѕi gün ve devamındaki üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve kаntinde lafladık.. Öуle akıllı ve tecrübeliydi ki onu dinledikçe derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.   

Sömestre sürеsincе Rose kampüsün gülü oldu. Nereye gitsе еtrafı çеvriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. iyi giyinmeyi seviyor, diğer  öğrenсіlerіn ilgiѕini çekmeуe baуılıуоrdu. Roѕe hаyаtını yaşıyor, hepimizden daha cаnlı, daha meşgul уаşıуordu.. 

Sömеѕtrе sonunda, Futbol balosuna gelmeyi ikna ettik Rоse'u..  Konuşma yаpmаsı için.. Orаdа bіze verdiği derѕi unutmama imkаn yok.. Kоnuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elіndе bir deste  ilе kürsüуe уürürken, kаrtlаrı elinden düşürdü. Müzakere dаrmаdаğınık olmuştu. Şaşkın, azıсık da utanmışmikrofona doѕdoğru еğildi..

Nе kadar beceriksizim, değil mi?..  Özür dilеrim.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil. Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim olur mu?.” 

Biz kаhkаhаlаrlа gülerken, o bardaktan bir   yudum su aldı ve konuşmаsınа başladı: “Yaşlandığımız іçіn, еvlеnmеktеn, oynamaktan, yаşаmаktаn vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece iki sırrı vardır. Her gün gülmek ve hayata katacak mizah bulabilmek. Bir rüyanız olmalı mutlaka. Rüyalarınızı kaybettiniz mi ölürsünüz. Etrafımızda dolaşın pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok.
 Yaşlanmakla büyümek arasında çok büyük bir fark vardır.
Eğer 19 yаşındаyѕаnız vе hiçbirşey  yapmadan, hiçbir madde üretmeden sаdece yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz. 
 Ben  87 yаşındаyım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yаşımdа olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.

Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için mutlaka birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulup değerlendirmek gerekir. Asla pişman olmayın. Çünkü biz yaşlılar, genel de yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır. Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır.   

Derѕ yılı sonunda Rоse, yıllar önce   başlayıp, hayat mücadelesі içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bіtіrdі..

Mezunіyet töreninden bir   hafta sonra, uykusunda, huzur içinde  öldü.

Cеnazе törenine 2 bindеn fazla  ünіversіte öğrencisi katıldı.

“Yapabilecеğimiz her şеyi yapmak için,   asla geç olmaуaсağını hepimize  öğreten bu büyük kadının anısına layık bir törendi bu.. Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün Üniversitelerinde   zоrunlu ders оlmalıydı:

“Çоk geç diye bir zaman yoktur."





on Ağustos 08, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: Asla çok geç demeyin, öykü, Rose, Yaşlılık

7 Mayıs 2018 Pazartesi

BİR KÖPEĞİN DOSTLUĞU...ÇİKO...

Dost deyince aklımıza sadece insan gelir ya.. Değilmiş meğer.. Feyza'ya küçük bir köpek hediye eden dayısı bilmezdi ki aralarında böyle bir dostluk oluşacağını.. 6 sene dile kolay, onunla birlikte yatıp kalkıp candan öte dost olacaklarını...


İşte bu dostun adı ÇİKO'ydu. Aniden bir hastalık geçirerek beklemediğimiz  bir zamanda 5 Mayıs 2018 tarihinde yani dün öldü. Bir köpeğe taziyeye gidilir mi dersiniz belki.. Bir insan ölümü  kadar kalabalıktı taziyeye gelenler.. Çiko'nun ölümüne mi üzülmüştük. Yoksa ona sımsıkı bağlanan Feyza ve Levent'in acısına mı bilemedim. Ama gördüm ki bir köpeğin dostluğu insan kadar  önemliymiş. Yılmaz Güney söylemiş bu sözü ilk duydum. "Bir köpeğin dostluğu, bir insanın köpekliğinden iyidir" demiş. Ama bence köpeklere biraz haksızlık etmiş.. Kötü insanlara köpek denilerek bu asil yaratıklara haksızlık edilmiş yıllarca... 

Köpekler öyle bir varlıklardır ki.. İnsan gibi değildirler. Mesela eve kilitlesen insanı, gelince surat asar, oysa köpek öyle mi... Eve kilitlesen bile kapıyı açınca kuyruğunu sallayarak size sevinçle koşar. 


Çiko' da "insan ruhu mu geçmiş acaba" diye  bizi düşündüren bir köpekti. Bizde çok  sevmiştik  onu, en az sahibi kadar. 

Dudağının ucuna konan kuşu yemeyecek kadar asil, söz dinleyecek kadar insan, kalıbı ve duruşuyla tam bir baba köpekti.. Feyza ve Levent'in acılarını tazelemek istemezdim ama duygularım zorladı bu yazıyı yazdım..  

Onların yaşadığı duyguları aslında evcil hayvan besleyemeyenler anlayamazlar. "Aaaa köpeğin mi öldü, bende birşey oldu zannettim" diye söylerler. Bilmezler ki kaybedilen bir can, bir yoldaştır. 

Herşeyin olduğu gibi ÇİKO'nun da ömrü bu kadarmış. Küçücüktü aramıza katıldığında. O vakitler bilemezdik bu kadar bağlanılacağını...  İki minik köpekti onlar. İfot ve Çiko.. 6 senedir hayatına girdiler bu ailenin. Biz bile etkilendik. Ne diyeceğimizi bilemedik.. Herşeyin bir hayrı vardır diye biz birşeyler dedik ama.... 

Belki de Çiko da biryerlerden sahiplerine şöyle diyordur;

Beni çok özlediğinizi yukarılardan görüyorum.
Yokluğumdan duyduğunuz acıyı hissediyorum.
Evin içinde,tüylerim her yerde,
Kokum, o evde biliyorum.
Benim ölümümü yok oluşum diye düşünmeyin,
Ben sevgini verebildiğin her yerde,
Herşeyde olabilmek için,
Bedenimi değiştirdim sadece.
Etrafınıza bak,
Sevgi ile bak, beni göreceksin.
Şu anda okuduğun bu satırlardayım.
Size bakıyorum gülümseyerek,
Kuyruğumu sallıyorum sevincimden,
Ben baktığın her yerdeyim.,
Ben sevdiğin her şeydeyim.
Ayak ucunda yatışımı özlediğinde,
Yine ordayım.
Bir çocuğun saçlarını okşa,
Tüylerimi okşadığında hissettiğin huzuru bulacaksınız.
Bana sarılmak istediğinizde,
Sarıl sevdiklerine, beni hissedeceksiniz.
Islak burnumu,kara gözlerimi,
Gülümseyen,sevgi dolu bakışlarımı,
Bir bebeğin yüzünde de bulacaksın,
Ben beni yaşattığınız her yerde,
Sizinle olmaktan mutlu oldum.
Beni doyurdunuz,okşadınız, sevdiniz hepiniz.
Aranızda sevindim,koşturdum oynadım.
Çişimi olmadık yerlere yaptım.
Bir bebek kalmak istedim, beni sevmeniz için.
Hiç büyümedim, hep sevilecek kadar küçük kaldım.
Ama vakit geldi aranızdan ayrılmak zorundaydım.
Ben de sizleri çok sevdim, çok sevdim..
Üzgünüm ölmek zorundaydım.





Not. Şiir Selma Güneş'e aittir. Köpeğini kaybeden bir kişinin köpeğinin duygularını kaleme alışı.. Tam da bizim duygularımızdı, paylaştım. 

on Mayıs 07, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: BİR KÖPEĞİN DOSTLUĞU, BİR KÖPEĞİN DOSTLUĞU BİR İNSANIN KÖPEKLİĞİNDEN İYİDİR, ÇİKO, KÖPEK, KÖPEKLER

24 Şubat 2018 Cumartesi

MOTİVE EDİCİ ŞİİR



Bahçelerde patlıcan
Söylemezsem çatlıycam 
Derdi kafaya takmıycan 
Dünya böyle napıcan. 
***
Baktın hayat zorluyor
Moralini bozmıycan 
Bolca nefes alıcan 
Sonra göbek atıcan 
***
Sevgilin bıraktıysa 
Yastığa sarılıcan 
Hüngür hüngür ağlıycan 
Oluruna bırakıcan 
***
Enerjin düşmüş ise 
Hemen spora başlıycan 
Hop hop hoplıycan 
Zıp zıp zıplıycan 
***
Üzülsen de çaktırmıycan 
Bolca kahkaha atıcan 
Hep neşeli olucan 
Genç ve çıtır kalıcan 
***
İşe güce takılıp 
Dostları unutmıycan 
Sıkı sıkı sarılcan 
Dopamin salgılıycan 
***
Saçın beyazlasa da 
Yaşlılıktan korkmıycan 
Sağlığına bakıcan 
Hayattan zevk alıcan 
***
Ne yaşarsan yaşa 
Kalbini iyiliğe açıcan 
Aklını hep kullanıcan 
Sevmekten yorulmuycan... 

BLOG YAZARI YORUMU 

ŞİİRİNİ YAZARI BİLİNMİYOR. 

AMA NE KAAA MOTİVE EDİCİ
 BİR ŞİİR DEĞİL Mİ?.. 
BÖYLE YAPCAN.. 

HAYATTAN ZEVK ALICAN.
on Şubat 24, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

20 Şubat 2018 Salı

ŞİMDİ REKLAMLAR

50 yaşından sonra en önemli üç ihtiyacınız:

1- İyi bir nemlendirici,

2- İyi bir dost,

3- Yürüyecek kadar sağlık ve enerjidir.


Bunların ötesini çoğaltıp, süslemek; hayatı keyifli, verimli ve anlamlı hale getirmek için yapılabilecek her şey sizin elinizde..

Ama iyi bir nemlendirici için, FARMASİ'yi seçmek ise bizim elimizde..

Reklamsız da blog olmazdı değil mi?


ÜYELİK İÇİN:
ÜYE OLUP KENDİ ALIŞVERİŞİNİ YAPMAK İÇİN TIKLAYABİLİRSİNİZ.

Yukarıdaki linkten Girişimci olup, online katalogdan ürünlerinizi seçerek kendi alışverişlerinizi fabrika fiyatına satın alabilirsiniz.




(50'den sonra Hayat facebook sayfasından alıntı hoş bir sözdü bende farmasi reklamında bu güzel sözü kullanmak istedim.)

on Şubat 20, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: FARMASİ, FARMASİ TÜRK FİRMASI, NEMLENDİRİCİ

EKMEĞİMİZİN ÜZERİNDE NEDEN TEK ÇİZGİ VARMIŞ BİLİYOR MUSUNUZ?



Orhan Gazi Bursa’yı fethetmiş.Uludağ’ın eteklerindeki fırıncıları denetliyordu fırıncının birinde ekmeklerdeki ilginç bir durum dikkatini çekmiş.

 Sormuş fırıncıya ekmeklerin üzerinde neden 3 çizgi var?

Fırıncı: Biz Hristiyanız, yediğimiz ekmek Tanrı oğul ve kutsal ruhu hatırlatsın diye ekmeklerin üzerine 3 çizgi çekeriz demiş.

Orhangazi bu durumdan çok etkilendi bir ferman yayınlayarak :

“Bundan sonra böyle Bütün Müslüman Fırıncılar Allah’tan başka ilah olmadığına işaret etmek için ekmeğin üzerine bir çizgi çeke.!!

O gün bugündür nezih bir itikat üzere olan Müslüman milletin ekmeği bile tevhidi haykırır.!!
on Şubat 20, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: ekmek, hikaye, Müslüman, Orhan Gazi

14 Şubat 2018 Çarşamba

SEVGİ'NİN GÜNÜ OLUR MU SİZCE?

(Yazı Nil Karaibrahimgil'e aittir)



Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil..


Sağlığı iyi olsun.

Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gürültü, bacaklarından güç eksik olmasın.

Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.

Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın.

Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın.

Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.

Neşesi bol olsun.

Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin.

Değiştirmek istedikleri değişsin.

İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun. Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin.

Birşey ona sürpriz olsun. Günlerinden birgünü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.

Bir hayali gerçek olsun. Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.

Bu duayı okusun. Kendi sesiyle duysun. Duası gerçek olsun.

Her kelimesine şükretsin. Tek satırına nazar değmesin. Amin.

(Blog sahibinin notu; Bu yazı Nil Karaibrahimgil'e ait, çok güzel hoş bir yazı.. Sevgililer gününe özel paylaştım)


TÜM SAHİP OLDUKLARIMIZA ÇOK ŞÜKÜR O ZAMAN.....
on Şubat 14, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Etiketler: Nil Karaibraibrahimgil, serpil gül paçal, Sevgi dahil, Sevgililer günü, Sevgiliye

22 Ocak 2018 Pazartesi

ÇOCUKLARIMIZ TATİLDE...

OKUL MÜDÜRÜNDEN VELİLERE GÖNDERİLMİŞ YARI YIL TATİL MESAJI



Sayın velilerimiz;

Çocuklarımızın bu tatil sürecinde bocalamamaları için evinizde onlara okul ortamı oluşturun. 

Çocuklarınız okuldaki davranışlarını evlerinde de sergileyebilsinler. 

Mesela; ayakkabı izlerini duvara çıkarabilsinler, evinizde ki masalara dolaplara kazıyarak sevgililerinin isimlerini yazabilsinler, girdikleri her odanın ışıklarını açık bırakabilsinler, yedikleri içtikleri herşeyin kabuklarını gelişi güzel atsınlar, evinizdeki cihazlara zarar verebilsinler,  yüksek sesle garip garip sesler çıkarabilsinler. 

Çocuğunuz tüm bunları yaparken gayet sakin davranın, onlara sakın kızmayın, hele hele sakın vurmaya kalkmayın. 

Alimallah çocuğunuzun psikolojisi felan bozulur! Şurda 15 gün 1 veya 2 çocuk idare edeceksiniz. Aylar boyu yüzlerce çocuk değil ki az sabır. Bakın psikoloji önemli bozulursa düzelmez.  

 Güzel bir tatil geçirmeniz dileğiyle.
on Ocak 22, 2018 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Kaydol: Kayıtlar (Atom)

SPONSORLUĞUNU ÜSTLENDİĞİM SAYFALAR

  • Serpille Hayata Dair
  • Serpilin Gezi Rehberi
  • Pelincenin Günlüğü
  • Yıldız Tümerdem

İzleyiciler

Bu Blogda Ara

İNSANLARA BİR GÜL VERİN, GÜL YOKSA BİR GÜLÜVERİN.

Fotoğrafım
SERPİLLE HAYATA DAİR
Profilimin tamamını görüntüle

TÜM YAZILARIMI OKUMAK İSTERSENİZ BİR TIK YETER.

  • ►  2012 (16)
    • ►  Kasım (4)
      • ►  22 Kas (3)
      • ►  25 Kas (1)
    • ►  Aralık (12)
      • ►  10 Ara (2)
      • ►  21 Ara (9)
      • ►  25 Ara (1)
  • ►  2013 (13)
    • ►  Ocak (2)
      • ►  13 Oca (1)
      • ►  29 Oca (1)
    • ►  Mart (1)
      • ►  16 Mar (1)
    • ►  Mayıs (3)
      • ►  03 May (1)
      • ►  08 May (1)
      • ►  31 May (1)
    • ►  Haziran (2)
      • ►  27 Haz (2)
    • ►  Ağustos (1)
      • ►  04 Ağu (1)
    • ►  Ekim (1)
      • ►  28 Eki (1)
    • ►  Kasım (2)
      • ►  20 Kas (1)
      • ►  26 Kas (1)
    • ►  Aralık (1)
      • ►  17 Ara (1)
  • ►  2014 (15)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  29 Oca (1)
    • ►  Mart (3)
      • ►  03 Mar (1)
      • ►  08 Mar (1)
      • ►  28 Mar (1)
    • ►  Mayıs (3)
      • ►  12 May (1)
      • ►  16 May (1)
      • ►  28 May (1)
    • ►  Ağustos (1)
      • ►  07 Ağu (1)
    • ►  Ekim (1)
      • ►  23 Eki (1)
    • ►  Kasım (4)
      • ►  11 Kas (1)
      • ►  14 Kas (1)
      • ►  27 Kas (1)
      • ►  28 Kas (1)
    • ►  Aralık (2)
      • ►  18 Ara (1)
      • ►  25 Ara (1)
  • ►  2015 (7)
    • ►  Şubat (1)
      • ►  15 Şub (1)
    • ►  Mart (2)
      • ►  27 Mar (1)
      • ►  28 Mar (1)
    • ►  Haziran (1)
      • ►  19 Haz (1)
    • ►  Eylül (1)
      • ►  29 Eyl (1)
    • ►  Ekim (1)
      • ►  01 Eki (1)
    • ►  Kasım (1)
      • ►  03 Kas (1)
  • ►  2016 (11)
    • ►  Şubat (1)
      • ►  13 Şub (1)
    • ►  Mart (1)
      • ►  08 Mar (1)
    • ►  Nisan (1)
      • ►  04 Nis (1)
    • ►  Mayıs (3)
      • ►  23 May (2)
      • ►  30 May (1)
    • ►  Haziran (2)
      • ►  09 Haz (1)
      • ►  27 Haz (1)
    • ►  Eylül (1)
      • ►  18 Eyl (1)
    • ►  Ekim (2)
      • ►  03 Eki (1)
      • ►  24 Eki (1)
  • ►  2017 (19)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  12 Oca (1)
    • ►  Şubat (1)
      • ►  01 Şub (1)
    • ►  Mart (1)
      • ►  08 Mar (1)
    • ►  Nisan (2)
      • ►  05 Nis (1)
      • ►  24 Nis (1)
    • ►  Haziran (1)
      • ►  13 Haz (1)
    • ►  Temmuz (2)
      • ►  17 Tem (1)
      • ►  21 Tem (1)
    • ►  Eylül (3)
      • ►  20 Eyl (1)
      • ►  25 Eyl (1)
      • ►  29 Eyl (1)
    • ►  Ekim (5)
      • ►  08 Eki (3)
      • ►  12 Eki (1)
      • ►  22 Eki (1)
    • ►  Kasım (1)
      • ►  29 Kas (1)
    • ►  Aralık (2)
      • ►  02 Ara (1)
      • ►  23 Ara (1)
  • ►  2018 (11)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  22 Oca (1)
    • ►  Şubat (4)
      • ►  14 Şub (1)
      • ►  20 Şub (2)
      • ►  24 Şub (1)
    • ►  Mayıs (1)
      • ►  07 May (1)
    • ►  Ağustos (4)
      • ►  08 Ağu (2)
      • ►  14 Ağu (1)
      • ►  16 Ağu (1)
    • ►  Kasım (1)
      • ►  29 Kas (1)
  • ►  2019 (6)
    • ►  Şubat (2)
      • ►  07 Şub (1)
      • ►  16 Şub (1)
    • ►  Nisan (1)
      • ►  02 Nis (1)
    • ►  Mayıs (2)
      • ►  03 May (1)
      • ►  20 May (1)
    • ►  Aralık (1)
      • ►  19 Ara (1)
  • ►  2020 (10)
    • ►  Ocak (2)
      • ►  04 Oca (1)
      • ►  29 Oca (1)
    • ►  Şubat (1)
      • ►  16 Şub (1)
    • ►  Mart (3)
      • ►  06 Mar (2)
      • ►  19 Mar (1)
    • ►  Nisan (2)
      • ►  02 Nis (1)
      • ►  12 Nis (1)
    • ►  Mayıs (1)
      • ►  19 May (1)
    • ►  Eylül (1)
      • ►  15 Eyl (1)
  • ►  2021 (4)
    • ►  Mart (1)
      • ►  04 Mar (1)
    • ►  Mayıs (2)
      • ►  14 May (1)
      • ►  19 May (1)
    • ►  Kasım (1)
      • ►  25 Kas (1)
  • ►  2023 (3)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  17 Oca (1)
    • ►  Ağustos (1)
      • ►  05 Ağu (1)
    • ►  Aralık (1)
      • ►  18 Ara (1)
  • ►  2025 (1)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  15 Oca (1)
  • ▼  2026 (12)
    • ►  Ocak (1)
      • ►  13 Oca (1)
    • ►  Mart (6)
      • ►  03 Mar (3)
      • ►  05 Mar (1)
      • ►  06 Mar (1)
      • ►  21 Mar (1)
    • ►  Nisan (3)
      • ►  09 Nis (1)
      • ►  24 Nis (1)
      • ►  29 Nis (1)
    • ►  Haziran (1)
      • ►  10 Haz (1)
    • ▼  Temmuz (1)
      • ▼  22 Tem (1)
        • NESİLLER DEĞİŞTİ, AMA SEVGİMİZ HEP AYNI BE YA!!!!

Etiketler

  • 2. KADIN
  • 2020
  • 3
  • 40
  • 40'lar
  • 50
  • 50 yaş
  • 7
  • 7'ler
  • Adım Adım Örgü
  • Ağrı Giderici Krem
  • Akciğer
  • Akciğer Sönmesi
  • alaman
  • ALDATILMAK
  • ALDATMAK
  • Alexander Graham Bell
  • Ali Çalkılıç
  • alman
  • almancı
  • almanya
  • Anı yaşamak
  • anne
  • Annelik
  • annem
  • Antakya Medeniyetler Korosu
  • Antalya Belek Üniversitesi
  • Aristotoles
  • ASİSTAN DR. BEKİR KARAGÖZ
  • Asla çok geç demeyin
  • Ass. Dr. Selahattin Ertuğrul Erdoğan
  • Aşk
  • Aşure
  • Aşure Ayı
  • At Kestanesi Jel
  • atasözleri
  • Aya İrini
  • Aynur Akgün
  • Aytaç Paçal
  • bahattin
  • Bahçe dünyası
  • Baklava
  • Balat Or-hayım Musevi Hastanesi
  • Bayram
  • BB krem
  • Bebeklik
  • Bereket
  • BEYAZ
  • BEYAZIT ÖZTÜRK
  • Bilim
  • Bir Delinin Bakışı
  • BİR KÖPEĞİN DOSTLUĞU
  • BİR KÖPEĞİN DOSTLUĞU BİR İNSANIN KÖPEKLİĞİNDEN İYİDİR
  • Birini suçlarken
  • birlikte olmak.
  • blog yazmak
  • Boğaziçi Köprüsü
  • Boğaziçi Üniversitesi
  • Bostancı
  • BOŞANMA
  • Boyunluk
  • Böbrek
  • Böbrek Nakli
  • bölünürsek yok oluruz
  • burun sızlaması
  • Cağaloğlu Akşam Kız Sanat Okulu
  • Cavidan
  • Celal Kodamanoğlu
  • Cemil Taşçıoğlu
  • cennet
  • Cep Telefonu
  • Ceviz
  • coğrafya kaderdir
  • Corona
  • Corona Virüsü
  • CV
  • Çay Kremi
  • Çevrecilik
  • Çıksalın
  • ÇİKO
  • Çizmeyi çıkarayım
  • çocuk
  • çöp atık
  • D.Cevdet Tuna
  • Dar ayakkabı
  • Dar Ayakkabı ile Yaşama Sanatı
  • davet
  • Deli
  • Derya Baykal
  • Dikişsiz Boyunluk
  • Diorama
  • Diş Kirası
  • Diyaliz
  • Diz arkası kemik
  • Diziler
  • Doğum Günü
  • Domol
  • Down Sendromu
  • Down sendromu annesi olabilmek
  • Dr. Ouetker
  • Duvar pano
  • Duyarlı insan
  • duyarlılık
  • eğitim
  • Einstein
  • ekmek
  • Ekrem Çalkılıç
  • Elçin Atamgüç
  • Elif Arıkan Dön
  • Elif Huskalar
  • elli
  • Elli yaş
  • emekli
  • Eminönü
  • ENDİŞEYE MAHAL YOK
  • Erol Ülgen
  • Eski fotoğraflar
  • Eski nesil
  • ESKİ REKLAM
  • Evlerden Evrene
  • evli çiftler
  • evlilik
  • Fabella
  • Fabella Kemiği
  • Facebook
  • Fairly bahçe
  • FARKINDA
  • Farkındalik
  • Farmasi
  • FARMASİ
  • Farmasi ürünleri
  • Farmasi At Kestanesi
  • FARMASİ TÜRK FİRMASI
  • Fedon
  • Fındık
  • Fıstık
  • Fizik
  • Fizik Tedavi
  • Fizyoterapist Elif Huskalar
  • fotoğraf
  • Geç Kalanlar
  • geri dönüşüm
  • geriye ne kaldı
  • gezi
  • Gizemli Sayılar
  • Görme Engelliler
  • GÖZYAŞI
  • Grek
  • gurbetçi
  • güleryüz
  • Güllüoğlu
  • gülmek
  • Gülten Çalkılıç
  • gülümsemek
  • gülüvermek
  • güzel sözler
  • Haksızlık
  • Halıcıoğlu
  • Hamam
  • Harika
  • Hatay Medeniyetler Korosu
  • Hayal dünyası
  • hayaller
  • Hayatı Kaçırmak
  • HAYDARPAŞA NUMUNE HASTAHANESİ
  • Haydarpaşa Numune Hastanesi
  • Hayır Lokması
  • Hediye
  • HIDRELLEZ
  • HighGenic
  • hikaye
  • httP.//evlerdenevrene.org
  • Ilgın Paçal
  • Instgram
  • ISEMX Engelliler Müzik Grubu
  • ibni haldun
  • ihtiyaç
  • İHTİYARLIK
  • İKİLİ İLİŞKİLER
  • İlerisi kısalınca
  • İlhan Şeşen
  • İmer Okar
  • influcer
  • İnsanlığın Üniversitesi
  • İSKİ
  • İSKİ Emeklileri
  • İSKİ Genel Müdürü
  • İSKİ Kahvaltı
  • İsmet Ünsal
  • İşaret Dili
  • İşitme
  • İşitme Engelliler
  • iyi insanlar
  • kadın
  • Kahve
  • Kahvede saklı keyif
  • Kanape
  • kapı
  • KARANTİNA
  • KARİZMA
  • katlanmak
  • kavuşmak
  • kek
  • Kesip Sakladıklarım
  • KESİP SAKLADIKLARIM
  • Kırık
  • KIRIK
  • Kırk Yıllık Kani
  • kısa anlar
  • Kiremit
  • kitap
  • Kitap basmak
  • koç
  • Konser
  • konu
  • konumuz bu değil
  • KORONA GÜNLERİNDE
  • Korona şehidi
  • koyun
  • KÖPEK
  • KÖPEKLER
  • Kötünün annesi
  • kravat
  • kravat boyunluk
  • kravat fular
  • Kuantum
  • Kutup Ata Tuncer
  • KÜLTÜR ELÇİLİĞİ
  • Lahmacun
  • Lahmacuncu Ali Usta
  • Limonata
  • Liriye Hayriye PIRNAK
  • Lokma
  • Maddiyatla Ölçülen Bir Aşk Hikayesi
  • Maden kazası
  • Mahalle
  • Mahalle Kültürü
  • Mahmut'un Pabuçları
  • Malzemeler
  • Masamdaki Bahçe
  • Mastori Theo
  • Matrix şiir
  • merak
  • Mert Güler
  • Metafizik
  • Metrobüs
  • Metrobüs Kültürü
  • MEVLANA
  • MevzuBilim
  • Mısır Çarşısı.
  • Mini Bahçe
  • Minyatür Bahçe
  • Mis koku
  • Mukabele
  • Murat Yalçın
  • Mustafa Cambaz
  • MUTLULUK HORMONU
  • MÜLTECİ
  • Müslüman
  • müzekart
  • Müzik
  • Nadir Güllü
  • Neden
  • Nefroloji
  • NEMLENDİRİCİ
  • nesiller
  • Nil Karaibraibrahimgil
  • nostalji
  • Nuh'un gemisi
  • Oğluma
  • Olimpiyat
  • Olur mu yani.
  • Op.Dr. Özgür ERDOĞAN
  • OPERATÖR DR. ÖZGÜR ERDOĞAN
  • Organ Bağışı
  • Orhan Gazi
  • Ortopedi
  • ORTOPEDİ DOKTORLARI
  • Osmanlı Adeti
  • oylat kaplıca
  • OYUNCAK MÜZESİ
  • ÖĞRENCİ
  • ölüm
  • ÖMÜR
  • öykü
  • Özgecan
  • Özlü Sözler
  • pamukkale
  • Pankreas
  • Pano
  • Paylaşırsak Tok oluruz
  • Pelin Atakan
  • Pelince
  • Perihan Bana
  • Perihan Eren Bana
  • Pinterest
  • Pnömotoraks
  • Prof. Dr. İmer Okar
  • PROF. DR. MELİKE BETÜL ÖĞÜTMEN
  • RADİUS KIRIĞI
  • rakamlar
  • Ramazan ayı
  • retired people
  • Rezidans
  • robot
  • Rose
  • Rüya ve Maskeler
  • SAVUNMA
  • saygı
  • sayılar
  • sedye kirlenmesin
  • Semih Eraslan
  • Serpil
  • serpil gül paçal
  • SERPİL GÜL PAÇAL
  • Serpil Paçal
  • Serpil'le hayata dair
  • Serpille Hayata Dair
  • Serpillehayatadair
  • sevgi
  • Sevgi dahil
  • Sevgililer günü
  • Sevgiliye
  • Sevginar Baştekin
  • Silikonlu Temizleyici
  • Soma
  • Son
  • Soru
  • sosyal medya
  • SUNAY AKIN
  • Sunum Önemli
  • SURVIVOR
  • Süsleme
  • Şehir Tiyatroları
  • ŞEHİR TİYATROSU HIDRELLEZ
  • ŞEHİT
  • şiir
  • takipçi
  • Tan Sağtürk
  • tavuk
  • Tecahül-i Arif
  • Tek kanal
  • Tekin Ateş
  • Telefon
  • Teraryum
  • Terrarium
  • Tetro Market
  • Tımarhane
  • TİYATRO
  • TOFD SANAT ATÖLYESİ
  • topluma duyarlılık
  • traverten
  • Tuna ailesi
  • Tuna Yönetim Kurulu Başkanı
  • Türkiye Omirilik Felçlileri Derneği
  • TV dizileri
  • Uzaktan eğitim
  • Ümit Kızılırmak
  • üzüntü
  • Victor Hugo
  • Virüs
  • VİTA
  • VİTA YAĞI
  • vücut dili
  • VÜCUT DİLİ
  • vücut sinyali
  • Whatshap
  • YAĞ REKLAMI
  • Yanlız Değilim Artık
  • yapay zeka
  • Yaş
  • Yaş Hikayesi.
  • Yaşam
  • YAŞLANMAK
  • Yaşlı
  • Yaşlılık
  • YAŞLILIK
  • Yavuz Sultan Selim
  • yazarlık
  • yazıyı yayınlamak
  • yazmak
  • Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi
  • yemek
  • yeni nesil
  • YENİ YIL
  • Yılmaz Özfırat
  • yorgunluk
  • Yunan
  • Zen bahçe
  • zıt atasözleri
  • ZÜPPE

Kötüye Kullanım Bildir

Translate

YORUMLARINIZ BENİM İÇİN ÖNEMLİDİR.

DEĞERLİ YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.

Not: Gmail hesabı olmayan arkadaşlar yorum yazmak için yorumlama biçiminden anonimi seçerek yazabilirsiniz.

Farmasi Ürünlerine üye olmak için tıklayınız.

http://www.farmasimarketing.com/marketing/default.aspx?RefId=29db4d17-3fa0-45b9-9a82-356c7d3b23e7

Facebook'dan da beni takip edebilirsiniz.

https://www.facebook.com/serpillehayat/

SERPİLLE HAYATA DAİR

Seyahat etmeyi seven, seyahati gençlerde eğitimin, yaşlılarda ise görgünün bir parçası sayan, anne, baba ve 2 çocuktan oluşan gezi maceralarını yazmayı, ancak emekli olduktan sonra akıl eden, gezdiği yerlerin eğrisini, doğrusunu, ucuzunu, pahalısı yani en doğrusunu gezi sayfasında.. hayata dair de hissettiklerini, yaşadıklarını da bu sayfada kaleme alan emekli, gezgin bir anneyim.

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Gezi Sayfam
  • Hobi Sayfam
  • Yemek sayfam
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

BLOĞUMA ABONE OLABİLİRSİNİZ.

Kayıtlar
Atom
Kayıtlar
Tüm Yorumlar
Atom
Tüm Yorumlar

TAKİPÇİLERİME TEŞEKKÜRLER

İzleyiciler

Bu Blogda Ara

Sayfalarım

  • Ana Sayfa
  • Gezi Yazılarım

NESİLLER DEĞİŞTİ, AMA SEVGİMİZ HEP AYNI BE YA!!!!

Popüler Yayınlar

  • KIRILAN TABAKLAR OLSUN, KALPLER DEĞİL.
    Haftasonu gittiğimiz bir Yunan tavernasında güzel bir gece yaşadık. Yaşadık da benim içimdeki bitmek bilmeyen araştırmacı gazetecilik ruhum ...
  • COĞRAFYA KADERDİR
    İbni Haldun'un   " Coğrafya Kaderdir "cümlesini ilk duyduğumda, işte dedim, bu hafta ki bloğumun konusu bu olmalı.   Çok ...
  • RAMAZAN; İNSANLIĞIN ÜNİVERSİTESİ
    Bazı sözler vardır; yalnızca bir cümle değildir, bir düşünce kapısıdır.  Duyulduğu anda insanı düşünmeye, iç dünyasına dönmeye ve hayatın an...
YÜZÜNÜZDE GÜLÜMSEME YARATAN ŞEYLER, SİZİN BU HAYATTAKİ MÜCEVHERLERİNİZDİR.
HER YOKUŞ ÇIKTIĞINIZDA BU DEĞERLERİ
SANDIĞINIZDAN ÇIKARIP,
TAKIP TAKIŞTIRIN...
HAYATIN İÇİNDE SALINA SALINA GEZİN...
ONLAR SİZİN VE ONLARA SAHİP ÇIKIN!

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Wikipedia

Arama sonuçları

TÜM BİLGİLER SERPİL GÜL PAÇAL'A AİTTİR.. Basit teması. Tema resimleri luoman tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.