Yazmak… Kimi için bir tutku, kimi için bir terapi, kimi içinse bir kariyer hedefi. Fakat yazmaya gönül veren herkesin bir noktada kendine sorduğu o meşhur soru gelir.
Kitap mı basmalıyım, yoksa blog mu yazmalıyım?
İşte bütün mesele tam da burada başlar. Ben blog yazmaktan yanayım. Çünkü devir dijital devri. Kimseye yük olmadan, kendinizle başbaşa kaleme almak.
Kitap basmak, geleneksel anlamda yazarlığın zirvesi olarak görülür. Raflarda yer almak, imza günleri düzenlemek, okurların kitabınızı eline alması filan pek havalı olmuyor değil.
Bu, somut ve kalıcı bir iz bırakma hissi verir. Bir kitap yıllar sonra bile bir kütüphanede keşfedilebilir.
Blog yazmak ise hız ve erişim demektir. Yazınızı bugün yayımlarsınız, yarın dünyanın öbür ucundan bir yorum alabilirsiniz. Anlık geri dönüşler, etkileşim, paylaşım.
Dijital çağın dinamizmi burada devreye girer. Anında yorumlardaki kişiye dönüş yapabilirsiniz.
Kitap basmak, özellikle geleneksel yayınevleriyle çalışıldığında, belirli bir prestij sağlar. “Yazar” unvanı daha görünür hâle gelir. Ancak bu süreç uzun, zahmetli ve çoğu zaman sabır gerektirir. Bayağı bir dosya gönderimleri, editör süreci, baskı, dağıtım…
Blog yazmakta ise ipler tamamen sizin elinizdedir. İster haftada bir yazın, ister her gün. Konu seçimi, üslup, uzunluk. Hepsi sizin kontrolünüzde. Üstelik yayınevi onayı beklemeden düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz. Benim gibi okuduğunuz birşeyden bir den bunu yazmalıyım der, üstte çalışırken altta aklınıza gelenleri blog sayfanıza not düşüverirsiniz.
Bir kitap, doğru kitleye ulaştığında uzun vadeli gelir sağlayabilir. Ancak baskı maliyetleri, dağıtım oranları ve telif payları düşünüldüğünde kazanç her zaman beklendiği gibi olmayabilir.
Blog ise reklam, sponsorluk ve dijital ürünlerle farklı gelir modelleri sunar. Fakat burada da düzenli içerik üretimi ve sadık bir okuyucu kitlesi oluşturmak şarttır. Mesela ben yıllardır Google Adsense üyesiyim. Bir kere 100 dolar kazandım. O da fi senesinde. Bir daha da hiç tıklasalar da kazanamadım.
Bloğun ikinci handikapı birden sitenin kapanması. Mesela ben ilk Blog yazarlığıma Blogger'de başladım. Site kapandı, ordaki yazılarımı da blogspota alamadım. Emek çöp.
Bu soru belki de en kritik olanı. Oysa yazarlık; mecradan bağımsız olarak, düşünceyi kelimeyle buluşturma sanatıdır. İster matbaa mürekkebiyle, ister ekran ışığında…
Önemli olan anlatma cesaretidir.
Belki de mesele “ya o ya bu” değildir. Önce blog yazarak kendinizi geliştirebilir, kitlenizi oluşturabilir; ardından kitabınızı yayımlayabilirsiniz. Ya da kitabınızdan bölümleri blogda paylaşarak iki dünyayı birleştirebilirsiniz.
Kitap basmak mı, blog yazmak mı? Asıl mesele, yazmaktan vazgeçmemektir. Çünkü fikirler paylaşıldıkça çoğalır, kelimeler yazıldıkça güçlenir.
Seçeceğiniz yol ne olursa olsun, önemli olan kaleminizin ya da klavyenizin susmamasıdır. Benim gibi alttan alta aklınıza gelene yazmanızdır. ✍️
Yazmaya karar verdiniz. İlham geldi. Bilgisayar açıldı.
Bakın, bu cümle tek başına karizma.
Raflarda adınızı görmek, kitabınızı eline alıp koklayan insanlar (evet hâlâ kitabı koklayan bir kitle var)
Tamam, o gün sizden mutlusu yok.
Blog yazmak biraz dijital mahalle kahvesi gibi. Herkes gelebilir, fikir beyan edebilir. Üstelik yayınevi onayı beklemek yok. İlham geldi mi? Yaz. Sinirlendin mi? Yaz. Gece 02.17’de aklına harika bir fikir mi geldi? Yaz.
Ama dürüst olalım: İkisini de yapınca kimse gelip “Hayır, sadece birini seçebilirsin!” demiyor.
Blog ise reklam, iş birlikleri, dijital ürünler derken başka kapılar açabilir. Ama önce sabır, emek ve “ben yazmaya devam edeceğim” inadı ister.
Yazmak istiyorsanız, bir yerden başlayın. Blog açın. Yazın. Yanlış yapın. Silin. Tekrar yazın. Sonra dönüp bakın; elinizde koca bir arşiv olmuş. Belki o arşiv bir gün kitaba dönüşür.
Belki de dönüşmez. Ama siz yazmış olursunuz.
Şimdi sorayım; Çay veya Kahveniz hazır mı? (Şu an Ramazan ayı, oruçluyuz ama iftara kadar içimizdekini dökebiliriz)
Çünkü hangi yolu seçerseniz seçin, yazarken keyif almak isterseniz yanınızda olacak. ☕✍️
.webp)
.webp)
.webp)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumunuz için çok teşekkür ederim.